Antalya

20.03.2018
A
KÖŞE YAZILARI
Dünyanın gittiği yere bakmıyoruz bile…
Dünyanın gittiği yere bakmıyoruz bile…

İleri toplumların; kendilerini takip eden, etmeye çalışan veya hiç oralı bile olmayan toplumlardan çok önemli iki farkı var.

 

Biri şu; kim ne dedi, kim ne yaptı hiç umursamadan hayal edebilen insanlar yetiştirmek; bu insanların önünü açacak parayı bastırmak ve devlet başkanlığı makamı dahil bu insanların yolunu tıkamaya yeltenenlere haddini, hududunu bildirmek.

 

En önemli fark bu.

 

İkinci önemli fark ise benzer niteliklere sahip olan toplumların nelerin üzerinde çalıştığı hakkında gözlerinin ve kulaklarının sürekli açık olması; hatta bu bilgi toplama işini muazzam bir sistematikle yürütüyor olmalarıdır.

 

İkinci önemli fark da budur.

 

Şimdi vakti olanlar oturup bizim toplumumuz bu “farklı” toplumlardan mıdır, bunları takip edenlerden midir, takip etmeye çalışanlardan mıdır yoksa hiç oralı bile olmayanlardan mıdır, düşünsün.

 

Elbette herkesin kendi gündemi var. Öyle durumlarınız olur ki çok önemli uluslararası bir olaydan bahsedilse bile “Şimdi onunla mı uğraşacağım, işim gücüm var” diyebilirsiniz. Herkes yeni teknoloji peşinde koşacak değil ya! Bazıları da başka işlerle meşgul olacak. Derler ya, “Pis işleri kim yapacak madem” falan diye.

 

Endüstri 4.0 dedikleri

 

Neyse, Türkiye’de tarım sektörünün masasına henüz düşmemiş olan bir olgudan bahsedeceğim; “Endüstri 4.0” diye tabir edilen mevzudan…

 

Endüstri 4.0, bütün üretim sistemlerinin işlevinden, kapasitesine kadar ve bütün niteliklerine kadar her şeyiyle değişeceğini öngören bir endüstriyel tasarım fikridir.

 

Fikir derken farazi kurgulardan bahsetmiyoruz tabi; bu fikrin gelişmesini bilim ve teknolojideki gelişmeler sağladı.

 

Bilişim teknolojileri, iletişim teknolojileri, otomasyon teknolojileri, robotik teknolojileri gibi alanlardaki ilerlemeler bir süre sonra bütün üretim biçimlerinde muazzam değişimler olacağını bildirdi.

 

Bu farkına varıştan sonra da bu yeni bakış açısının, hangi yeni ürünlerin, hangi yepyeni kullanım alanlarını oluşturacağı; kimlerin üretim macerasından şutlanacağını ve kimlerin etki alanının genişleyeceğini düşünmeye başladık. İnsanlık olarak.

 

Yeni iş kolları oluşacak, yeni meslekler ortaya çıkacak ve bildik bazıları ise yok olacak. Bunlar çok da hızlıca gerçekleşecek üstelik.

 

Birçok alanda akıllara zarar gelişmeler bekleniyor. Ama sağlık alanında Endüstri 4.0’ın getireceği söylenen yenilikleri duysanız erken doğduğunuza üzülürsünüz. Bazı genetik hastalıkların yeryüzünden silinmesi; malformasyonların doğum öncesinde iyileştirilmesi, kansere direnç geni veya kanserin gelişini çok önceden tespit edebilme gibi gelişmeler ufukta görünenlerden bazıları. 30 yıl içinde ortalama ömür beklentisinin önce 100, sonra 120 yıla çıkacağı söyleniyor.

 

Robot arılar

 

Tarımla ilgili de henüz pek dillendirilmeyen sayısız yenilik çıkacak karşımıza. Bunlardan biri için ABD’de bir perakendeci market kuruluşu patent aldı bile. Ünlü Walmart mağazalar zinciri, otonom robot arılar üretmek üzere patent aldı.

 

Otonom robot arı dediğimiz şey, kendi kendine gitmesi gereken yere uçarak gidip gelen ve yapması gereken şeyleri gerektiği şekilde yapabilen arılar demek. Ne yapması gerektiğini ve nasıl yapması gerektiğini de siz belirliyorsunuz. Belirleyip komut veriyorsunuz, o da yapıyor.

 

Ne lazım size mesela; iklim şartları nedeniyle veya arı kolonilerinin çöküşler nedeniyle yok olduğu bir vadiniz mi var; orada yeniden bir bitki örtüsü mü oluşturmak istiyorsunuz? Tohum fide, fidan neyse, onun altyapısını kurup otonom robot arılarınızı salıyorsunuz, iş bitiyor.

 

Komşunun çiçeğine değdirmeden!

 

Ya da mesela 20 bin dönüm badem bahçeniz var ve polinasyon konusunda kangren oluyorsunuz! Robot arılar işi üstleniyor. Milim milim koordinatlarla hem de; komşunun tek bir çiçeğine değdirmeden sizin bahçenizi döllüyorlar.

 

Yahut devlet diyor ki “Memleketin şu havzasında görev yapmak üzere 30 bin adet robot arıyı devlet desteği olarak salıyorum araziye”!

 

Hormon yok, balarısı yok, bombus yok ama robot arı var.

 

Endüstri 4.0, sadece yeni buluşlar, keşifler, teknolojik yenilikler anlamına gelmeyecek. Bu aynı zamanda teknolojinin mülkiyetiyle ilgili de devrim niteliğinde yenilikler getirecek. Çünkü kodlama becerisi artık kimsenin tekelinde değil; bilgisayarınız varsa siz de kodlama yapabilirsiniz. 3D yazıcılar daha şimdiden evlere girmeye başladı. Yarın genetik teknolojisiyle ilgili bilgiler bile internette dolaşan klasörlere sığacak hale gelecek.

 

Dolayısıyla üretim araçlarının mülkiyetinden, küresel pazarın tabiatına kadar bir sürü şey değişebilecektir.

 

Üretici için…

 

Türkiye’de tarımla uğraşan bir üreticiyseniz ve bu olgulara veya teknolojiye çok aşina değilseniz şu konuda müsterih olun; bir şekilde bir yerlerde domates, biber, elma, armut üretmeye devam edilecek. Orada bir değişiklik beklenmiyor.

 

Ama şu önemli problemin farkında olun; birileri bundan böyle nerede, kimlerin yetiştireceğini çok daha etkin biçimde belirleyecek!

 

Şirketler için…

 

Türkiye’de tarım sektörüne yönelik girdi ve hizmet tedariki yapan bir işletmeniz varsa maalesef sizin işiniz üretici kadar kolay olmayacak. Sizlerin ciddi kaygılar duymanız ve o doğrultuda artık harekete geçmeniz gerekiyor.

 

Peki, harekete geçip ne yapacağız? Gözümüzü kulağımızı açıp yapabiliyorsak bu yepyeni bakış açısını kavramaya, onun yönlendirdiği mecralarda araştırmaya, artık biraz o yönde çalışmaya, hiçbir yeniliği küçümsemeden özenle takip etmeye, yeni düzendeki yerimizin neresi olabileceği hakkında düşünmeye başlamamız lazım.

 

Çünkü bu mesele hakkında sektörden, sektör STK’larından, toplumdan hatta devletten falan göreceğiniz hiçbir şey yok. Bu aktörler dünyanın bugün bakmakta olduğu yöne bakmıyorlar, başka çok önemli işleri var; dolayısıyla bu mevzuyla ilgili geç kalmadan görebilecekleri hiçbir şey yok.

 

Yani, yaklaşan yenilik dalgası karşısında ne yaparsanız, kendiniz yapacaksınız. Bu süreçte naçizane bir önerim olacak; büyük ve kurumsal işletmelerin böyle tavsiyelere ihtiyacı yok; onlar da olmasa memleket çöle dönecek; onların nasıl bir ufka baktıklarını az, çok biliyoruz.

 

Ama küçük ve orta ölçekli işletmeler bu süreçten kazançlı ve avantajlı çıkarılacaklarsa; “genç, farklı, tecrübesiz, ne dediği anlaşılmaz, lisanımızdan da anlamaz” diye refüze edilip duran gençler tarafından çıkarılacaklar. Örneklerini göreceksiniz.

 

Demedi demeyin.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok