Antalya
06.03.2018
A

Rusya’nın Türk ürünlerine getirdiği ithalat kısıtlaması, ihracat yapabilecek firmaları akredite etmek gibi acayip bir uygulamayla çözülmüş görünüyor ama aslında çözülen bir şey yok.

 

Kısıtlama halen devam ediyor. Buna rağmen Rusya’yla problemlerin çözüldüğünden bahseden kimseler de var. Bence o kimseler o konuyu gidip Antalya Sebze Meyve Hali’nde anlatmayı denesinler. Toptancı halinde bütün ardiyeler kapalı.

 

Günde 4 bin, 5 bin çiftçiye bana mısın demeyen halin içinde, insan yok.

 

Geçen haftalarda Antalya’da Rusya’ya ihracat konusunda röportajlar yapayım dedim; kimsede konuşma arzusu, umut falan kalmamış; kime seslenseniz esip, gürlüyor.

 

Sanki Rusya’ya ihracatı biz bitirmişiz gibi.

 

Bundan birkaç ay önce Rusya’nın ambargosunun Azerbaycan Türklerinin yoğun lobi faaliyetleriyle uzatıldığını yazdığımızda bazı tepkiler almıştık. Sahadaki gözlemlerini sorup öğrendiğimiz sektör uzmanlarından aldığımız bu bilgi bugün Rusya Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verileriyle tescil edilmiş oldu.

 

Sputnik Haber Ajansı’nın, Rusya’da yayın yapan Agroinvestor dergisine dayandırarak verdiği habere göre Azerbaycan, Rusya’ya domates ihracatını 1,5 kat arttırarak 151 bin tona çıkardı. Yani Rusya’ya en çok domates ihracatını Azerbaycan yapıyor.

 

Azerbaycan. Yani, bizim seracılığın nasıl yapıldığını öğretmeye gittiğimiz ülke. Hala sayısız Türk danışman oralarda iş öğretiyor…

 

Azerbaycan’ı 109 bin ton ile Çin takip ediyor. Sonra 97 bin ton ile Fas, sonra 70 bin ton ile Belarus, ardından da 9 bin ton ile İran geliyor.

 

Türkiye kayda değer bir yerde olmadığı için sıralamada adı anılmıyor…

 

Kota falan hikâye…!

 

İthalat kısıtlamasının koşullu olarak kaldırıldığı 1 Kasım’dan bu yana Türkiye’deki akredite firmalara tahsis edilen 50 bin tonluk kotanın da ancak 6-7 bin ton kadarı sevk edilmiş.

 

Önceki yazılarımızda bunu da söylemiştik; “Rusya sadece ürün açığı söz konusuysa yüzünü Türkiye’ye dönecek, onun dışında Rusya’ya ihracat işi bitti” diye.

 

Dediğimiz gibi.

 

***

 

Devlet, hadi tohumu bir kenara koyalım; ülkemizde ne kadar domates fidesi satıldığını biliyor.

 

Ama bu istatistikleri kimseyle paylaşmıyor. Böylece bazı gerçekler, Rus devletinin istatistikleri önümüze çıkana kadar saklanmış oldu. Vatana millete çok faydalı bir devlet tavrı.

 

Ama bizler haftada bir markete, pazara falan da gittiğimiz için en ucuz tezgâhta bile domatesin fiyatının 4 liranın altına düşmediğini de görebiliyoruz.

 

Çiftçinin hakkı neyse ürünün fiyatına da yansısın, onunla bir derdimiz yok.

 

Üretim azaldı

 

Ama bu gözlemler ve bilgiler şunu gösteriyor; üretim azaldı. Üstelik göremediğimiz, bilemediğimiz gerçek verilere ulaşabilsek, bu azalışın muazzam boyutlarda olduğunu anlayacağız.

 

Yakında herkes anlayacak zaten. Böyle bir gerçeği sonsuza kadar saklayamazsınız.

 

Domates, ülkedeki ürün deseninin çok ama çok geniş kırmızı bir kısmını oluşturuyordu.

 

Şimdi domates üreticisi domatesten kaçayım derken başka ürünlerin piyasasını etkiledi. Adım adım bu etkileri göreceğiz. Piyasada koşturan uzmanlar, sektör paydaşları bunları elbette hepimizden iyi görüp biliyor.

 

Biliyorlar ama iş nereye varacak, kimlere nasıl etki edecek henüz net bir görüntü yok. Birileri zarar gördü, daha da göreceğiz ama kimlere ne kadar dokunacak bilinmez.

 

Bilebildiğimiz kadarı, maliyetlerin astronomik hızla arttığı günümüz Türkiye’sinde ürün pazarının daraldığıdır. Bu daralmanın üretim miktarına ve ekiliş alanlarına yansıması, elbette kaçınılmaz.

 

Sadece domates olsa iyi…

 

Türk çiftçisi, üretmeyi öğrendiği ürünü yetiştirmeyi ister. Olması gereken de budur. Siz pancar çiftçisiyseniz, muhtemelen aileden pancarcısınızdır ve yıllarca pancarla çalışmışsınız, pancarın tabiatını, sizden neler istediğini, size ne verebileceğini, piyasasını falan biliyorsunuz demektir. Pancarı yapabiliyorsunuz demektir.

 

Başka bir ürün yetiştirmek zorunda kaldığınızda mutsuz olmanız kaçınılmazdır. Çünkü her şeyini baştan başlayarak öğrenmek zorundasınızdır.

 

Şeker fabrikalarının satışa çıkarılması aynı süreci pancar çiftçisine de yaşatacak. Hatta belki pancar çiftçisi çok daha şiddetli şekilde etkilenecek çünkü domates serası işleten çiftçi bibere, kabağa nispeten kolayca dönebilir ama pancar üreticisi için alternatif ürüne yönelmek çok daha zor olacak.

 

Yüzbinlerce pancar çiftçisinin yöneleceği ürünlerin piyasası nice olacak o da ayrı konu.

 

Böyle, böyle Türk çiftçisi, sektör değiştirmek gibi bir mecburiyete yürüyor.

 

Sektör değiştirecek olsalar kim, ne işle meşgul olacak; kimse bilmiyor.

 

Ama tahmin edebileceğimiz bir şey var; çiftçi sektör değiştirirken milyonlarca dekar tarım arazisi el değiştirecek, milyonlarca tarım arazisi, tarım arazisi olmaktan çıkacak.

 

Memleketimiz başka bir yere dönüşecek.

 

Bu işler böyle giderse, her geçen gün asıl darbenin henüz yakınımıza bile gelmediği bilgisiyle uyanmaya devam edeceğiz.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok