Antalya
26.01.2018
A

Amerikalı Cargill şirketi şeker pancarının ne kadar kötü bir şey olduğunu devletimize öğretmek için birbiri ardına raporlar hazırlatıp, bakanlığa sunuyor.

 

Bendeniz bir vatandaş olarak bu konuyu birkaç farklı açıdan acayip buluyorum.

 

Birincisi bir özel sektör şirketinin TC Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı bilgilendirmek üzere, Türkiye’de milyonlarca ton üretilen ve şeker fabrikalarında işlenen pancar ürününün faydaları ve zararları hakkında, herhangi bir davet bile almadan, kendi kendine gelin-güvey olup raporlar sunmasını yadırgıyorum. Çok acayip bir şey bu!

 

Hadi diyelim ki, Cargill vahşi kapitalist bir Amerikan şirketidir; onun fıtratı, tıyneti bu! Adamlar hazırlamıştır raporunu falan.

 

Peki, o raporları koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin Tarım Bakanlığına sunma cüretini, o cesareti nasıl buluyorlar? Ben bürokrat olsam, bakanlık koridorlarını terk edene kadar, tekme tokat kovalarım adamları! O nedenle inanamıyorum gerçekten!

 

Hadi düşük kapitalist ahlakları(!) ile o cüreti de buldular diyelim; bakanlık o rapor sunucularını nasıl ağırlayabiliyor?

 

Şekeri, NBŞ’yi Cargill’den öğrenen bürokrasi

 

Bu adamlar hangi sıfatla gidip bakanlığa iş öğretiyorlar? Amerikan Cargill şirketinden şeker politikası öğrenmek isteyen bakanlık bürokratları, nasıl devlet memurudur? Nasıl vatandaştır?

 

Bu adamları nasıl dinlersiniz be! Burası nasıl bir ülke?!?

 

Bazılarınızı duyar gibiyim; “evet, burası böyle bir ülke”…

 

Hayır, kardeşim! Öyle bir ülke değil burası ve bunu herkes öğrenecek. Tarih defalarca yazdı, herkes bir gün okuyacak.

 

Cargill’in öğrettiği iş de Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ilk fabrikaların beslendiği tarım ürünü…! Komediye bakınız! Şekeri öğretecek! Memleketin ilk stratejik üretim malı! İlk önemli ihraç malımızı bize öğretecek!

 

Pancar zararlıymış, GDO’lu mısır süpermiş. Bakanlığımıza öğretiyorlar.

 

Türkiye Cumhuriyeti kendi şeker fabrikalarını kurduktan sonra bu atılımın başarısı uluslararası piyasada büyük sükse yaptı! Mühendislerimiz eski Sovyet ülkelerinde ve başka bazı ülkelerde gidip şeker fabrikaları kurdular, o fabrikaların makine teçhizatını da biz ürettik, ihraç ettik…

 

Şekerin ve şeker pancarının bu memleket için ne demek olduğunu öyle her babayiğit oturup da tarif edemez, kolay kolay…

 

Herkesin bilmediği ilginç bir olgu da şuydu; şeker fabrikaları için makine üreten fabrikalarımız, askeri donanım üretebilecek şekilde modifiye edilebiliyordu.

 

Şikâyet edeceğine, gereğini yap!

 

Ha, öte yandan; bizim cahilliğimizin rengi de yok, sınırı da!

 

Cumhuriyetin kurucularına sövmek, sağ tarafta da sol tarafta da dönüşümlü olarak moda oluyor. Çoğu kimsenin havsalasına sığmayacak bir öngörüyle çalışmış adamlar. Ama işte memleketin en değerli varlıklarından biri olan pancarın üretim kültürü, şeker kültürü gözlerimizin önünde ve en pervasız şekilde, adım adım yok oluşa sürüklenirken; herkes millici, milliyetçi duygularla şikâyet ediyor: “Cargill pancarı bitirecek!

 

O fabrikaları kuran kadrolara, pancar şekerini ülkede ilk üreten ve bütün üretim sistemini kuran anlayışa sövmek için sıraya girin; ondan sonra “Cargill şöyle, Cargill böyle!”

 

Cargill’e sabah, akşam ceket ilikleyen; önlerindeki bütün kapıları tek tek açan kadroları sırtınızda taşıyın, yağla balla besleyin; ondan sonra “Cargill şöyle, Cargill böyle!”

 

Şeker Kurumu kapatıldı: başımız sağolsun!

 

Şeker Kurumu kapatıldı. Bu özerk kuruluş, 100 yıllık geleneği, 100 yıllık birikimi ve özerk idaresiyle pancar/şeker sektörünü regüle eden bir yapıydı. Nispeten siyasetten ari şekilde zamanında sayısı milyonları bulan üreticileriyle şeker ve sayısız yan ürününü ürettiriyor; pazarını piyasasını kontrol ediyor, milyonlara istihdam sağlıyordu. Bir yandan da hem sosyal, hem de kültürel sayısız ikincil faydalar sağlıyordu.

 

Şimdi Şeker Kurumu’nun yetkileri ve görevleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına devredildi. Yani siyasi otoriteye bağlandı.

 

Son 15 yılda siyasi otoriteye bağlanan işlerin nereye geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Şeker de oraya gidiyor.

 

En milli duygularla yabancılara satılmaya; en millici politikalarla ortadan kaldırılmaya, en millici anlayışlarla mısır şurubu ve NBŞ (nişasta bazlı şeker) devi Cargill’e peşkeş çekilmeye

 

Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.

 

Gelelim raporun içeriğine…

 

Cargill raporlarının genelinde pancarın nasıl da işe yaramaz, beş para etmez bir ürün olduğu ve GDO’lu mısırla karşılaştırıldığında ne kadar kötü bir seçenek olduğu çeşit türlü hesaplarla anlatılıyor.

 

Ama biz Cargill raporlarının bu tarafına değinmeyeceğiz çünkü tamamı yalan. Ne bilimsel olarak, ne de sosyo-kültürel anlamda değer taşıyan bir yalanlar kataloğu.

 

Pancar, bir ticari meta değildir

 

Bizim değinmek istediğimiz konu, raporların; pancarı “bir ticari meta gibi” değerlendirerek, güya mali açıdan değersiz görünen veriler elde etme çabasından ibaret olmasıdır.

 

Halbuki, pancar bir ticari meta değildir!

 

Pancar, ülkemizin ulusal kalkınmasında başat bir ekonomik unsurdur. Pancar sosyal, tarihi, ekonomik, kültürel ve ulusal bir değerdir. Hiç abartmadan söyleyeyim; bayraktan bir tık aşağıdadır…

 

Milyonlarca üretici, onların çocukları, şeker fabrikalarında ve bağlı tesislerde istihdam olan yüzbinlerce işçi ve memur; pancara bağlı olarak yaşıyor. Sayısız yan ürün, hayvancılık başta olmak üzere kimya, tekstil vb başka sektörleri destekliyor…

 

Onu alıp satarkenki fiyatı üzerinden değerlendiremezsiniz!

 

Yarattığı katma değer, yarattığı istihdam, yan ürünleri, sosyo-ekonomik katkıları, alternatiflerine göre sağlık avantajları ve teknik zirai avantajlarıyla değerlendirmek zorundasınız.

 

Bu bakış açısı dışındaki bütün yaklaşımlar halka ihanettir.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok