Antalya
27.11.2017
A

Diğer Yazıları Soğuk bir sonbahar akşamı kavruluyor yüreğim. Kızgın yağa dökülen su gibi patlıyor can kırıklıklarım. Sağa sola dağılıyor acılarım ve üzüntülerim. Yalancı mutluluk pozlarıyla dağıtıyorum gözlerimdeki hüzün perdesini. Güçlü görünmek, sağlam durmak birinci vazifemmiş gibi dimdik duruyorum çürümüş ruhumla. Umut edip çaresizliği yaşarken, canımdan bir parçayı narkozsuz söküyorlar bedenimden. Canım öylesine acıyor ki; acımı yaşayacak hakkı bile bulamıyorum kendimde. Zifiri karanlık kuyunun dibinden ruhumla sığındığım dualara açıyorum elimi. Bildiğim tüm sözcükleri sıralarken, insan olmanın acizliği altında eziliyorum. Oysa ne kadar da güçlü zannederdim kendimi; altından kalkamayacağım yükün olmadığını düşünürdüm. Ne kadar eksik kalmışım hayata... Şimdi bu eksiklikleri tamamlıyorum kalbimde. Yaşamadığım acılarla tecrübe kazanırken, üzüntülerin insanı olgunlaştırdığı söylemleriyle teselli buluyorum. Her şeyin hayata dâhil olduğunu düşünmek, belki de payıma düşen sınava olan inancımı güçlendiriyor. Kocaman bir deryanın ortasında savunmasız kalmak gibiydi hissettiğim. Ne bir can simidim, ne de etrafta beni kurtaracak bir gemi; ucu bucağı olmayan bir sonsuzluktu sanki acılarım. Hayatı avucumun içine alma şansım olsaydı keşke. Kontrol edebildiğim yaşamlarım olsaydı. Acıları ve sıkıntıları yok edecek bir iksirim veya sihirli bir değneğim. O zaman geleceğe dair temiz bir dünya hayali kurabilirdim. Masumiyeti çocukluğumuzdan taşıyabileceğimi bilseydim karanlığa meydan okuyabilirdim. Bu dünyanın kirli ellerini boynumdan çekip atmak bu kadar zor olmazdı belki de. Yine de her cümleyle azalan acılarımın kerametiyle sarılıyorum kalemime. Beni güçlü kılan harflerin mucizevi etkisiyle kuruyorum cümlelerimi. Zihnim ve kalbimle oyun oynayan acıları kalemimle yakalıyorum çoğu zaman. Alışılmışın dışında gelişen yaşadıklarımın verdiği acı yazdıkça geçecek. Asıl acı, bir gün mürekkebim biterse başlayacak. Diğer Yazıları

Paylaş
ETİKETLER:
Yok