Geç bir Lanetli Sınıf yazısı | Körfez Gazetesi
Alanya’da orman yangını

Alanya’da orman yangını

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Geç bir Lanetli Sınıf yazısı
Geç bir Lanetli Sınıf yazısı

Sağ olsun Süleyman Pekin, yıllar önce çıkan ‘Lanetli Sınıf’ üst başlıklı kitaplarımla ilgili uzun bir inceleme kaleme almış. Geç haberim oldu. 301 işçinin öldürüldüğü Soma katliamı vesilesiyle değinmiş Lanetli Sınıf kitaplarıma. Günter Walraff’ın “En Alttakiler”i ile benim kitaplarım arasında paralellik kurup, “Bizim ‘en alttakiler’imizin hikâyesini bir yabancı değil, bizden biri; İdris Özyol yazdı” demiş. Şöyle girmiş […]

Sağ olsun Süleyman Pekin, yıllar önce çıkan ‘Lanetli Sınıf’ üst başlıklı kitaplarımla ilgili uzun bir inceleme kaleme almış. Geç haberim oldu. 301 işçinin öldürüldüğü Soma katliamı vesilesiyle değinmiş Lanetli Sınıf kitaplarıma. Günter Walraff’ın “En Alttakiler”i ile benim kitaplarım arasında paralellik kurup, “Bizim ‘en alttakiler’imizin hikâyesini bir yabancı değil, bizden biri; İdris Özyol yazdı” demiş. Şöyle girmiş söze: “İdris Özyol, 90’lı yılların Yeni Şafak’ının arka sayfalarında 3. Asliye Hukuk Dairesinin ilanının yanı başındaki cumartesi yazılarıyla karışık tanıdı. Her hafta kendi gündemini koydu ortaya ve bir sonraki iple çekildi. Farklıydı ve çok farklı şeyler söylüyordu ama anlattıkları bizden hiç de farklı değildi. O ezilen, horlanan, aşağılanan, dışlanan ve vahşi muamelesi yapılan insanların, sesi hatta kendisi oldu.  Zor bir şey söyledi ve ‘Ne mutlu bana ki lahmacun yiyebiliyorum’ dedi. Lahmacun bir bayraktır. Aslında yazarın künyesi Lanetli Sınıf’a İdris Özyol’un bileğinin hakkıyla dâhil olduğunun ispatı. Utanç karnesi, sola yatırdığı zihni, karakolu, cezaevi, işsizlik ve sefalet ve bir şeyler yazma üzerine kurulu bir hayat”.

Orhan Gencebay’ın aşkı

“Evet, o da kalemiyle var olan ve nefes alanlardan. Yazdıkları ta kendisi. Bizim gizli itiraflarımız, boğazımıza düğümlenen kelimeler, cümle içinde kullanmaktan ödümüzün koptuğu değerler. Hatta köylülüğümüz, geriliğimiz, ellerimizin kiri, pası, yani bizim utanç bayraklarımız onda fetih adalarıdır: ‘Biz aşkı, Orhan Gencebay’dan öğrendik ve aşkı, Orhan Gencebay’dan öğrenen kızlarla evlendirdiler bizi. Ayakkabılarımızdaki çamuru cami çeşmelerinde temizleyerek gittik buluşmalara. Muhallebicinin en ücra masasında gömleklerimizin bize ihanet eden yerlerini gizlemeye çalışarak son ütücülerden, artizlerden, çek-yatlardan ve amcamızın gelinlerinden bahsettik’. İdris Özyol bütün lanetlilerin toplandığı sınıfın sözcüsüdür. Üçüncü mevki gemi ambarı ve kamyon kasasında seyahat edenlerin, varoşlu yetimlerin, mezar kazıcıların, minibüs şoförlerinin, kaportacı çırağının, overlokçu kızların veya kapitalist ekonominin, kararsız seçmen kitlesinin, lumpen proletaryanın, kent yoksulunun, sayın abonenin, eşkali belirsiz şahısların, marabaların, adisyonların”…

Evet, varoş romantizmi

“Lanetli Sınıf gerçekten lanetli, hatta belki kimi okuyucuları tiksindirerek, kusturacak kadar. Lâkin anlattıkları, hem damar kadar içten, hem sıcak ve kanlı, hem naif, şiddete dayalı, hem kültürlü ve şiirsel, hem edebi hem cani yani yaşamak gibi… Zaten hayat ne zaman patlayacağı belli olmayan bir bomba değil midir? ‘Yarabbim Sen Büyüksün’ başlığında diyor ki İdris Özyol: ‘Evet sefalet edebiyatı. Evet arabesk. Evet duygu sömürüsü. Evet varoş romantizmi. Evet lahmacun, taşra tarzı mobilyalar, türkü ve diğerleri. Hatta Müslüm Gürses’i büyük bir keyifle dinlediğimi itiraf ediyorum işte. Yıllarca gizli gizli dinleyip, açık alanlarda tartışma meydanlarında, üniversite kantinlerinde reddiyeler dizdiğim Müslüm’den özür dilemem gerekiyor’. ‘Lanetli Sınıf’ değişik bir kitap, İdris Özyol değişik bir yazar. Okuyucu eğer hayatında bir değişiklik yapmak istiyorsa değişik olayların kitabını okusun. Evet, bu kitap ağaç kesme bilgisiyle biraz onu rahatlatacaktır”.

Bu başkalarının hukuku

Sonra uzun bir alıntı yapmış Lanetli Sınıf’tan: “Ey hayatın yağız çocukları… Asi ruhlar. Rüzgâr ve güneş… Yetişin! Façasını bozduğumuz züppeler, beyaz yumurta kafalı saray çocukları silahsız yakaladı sicilimizi. İşte oğlum, işte böyle! Ağır ve her santimi düşünülmüş bir suçun evlatlarıyız biz. Tuhaf bir ahlâk ve garip bir hikâye bırakacağız sana. Suçun içinde yetişen bir ahlâk bu. İnsanlara dokunmayı değil bir garibe, bir korumasıza uzanan eli vurmayı öneren bir ahlâk. Söz konusu ve tırnak içindeki hukuk bizim değildir oğlum. O hukuk hülyasının küçük kızını köşkün tenha bir köşesinde kıstırıp, namusuna el uzatan beyaz züppelerin hukukudur. Ve o pislik abidesinin yakalayıp kirlettiği hayatların hesabının soran bizleri, o namus, hayat ve halk düşmanlarının hukukuyla yargılarlar. Yani başka bir adalete sahip olmak ve hesabını bir insanın anında, hemen orada, hiç geciktirmeden sormak suçlu beyaz züppelerin hukukunda ve o züppe, altın yaldızlı hukuk soytarıları asil, kahramanları köle diye tanımlar. Bu başkalarının hukukudur oğlum”.

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz