Gazetecilik | Körfez Gazetesi
Alanya’da orman yangını

Alanya’da orman yangını

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Gazetecilik
  • MüzeyyenYüce
    • Müzeyyen Yüce
    • muzeyyen_yuce@hotmail.com
    • 2 Aralık 2017 - 11:29:43

Mutluluk; rahat çalışabileceğin bir ortamda bir masa, bir de sandalyeden ibarettir bazen. Birde haberlerini yazabileceğin bir bilgisayarın varsa işte o zaman özgürlüğün tadını yaşayabilirsin. Toplumda kaşınması gereken ne kadar sorun varsa, işçi hakları ne kadar önemsizleştiriliyorsa, sağlık sistemi insanlara ‘sağlık’ dağıtmıyorsa, eğitim kurumları öğretmek yerine ezbere itip, ahlak dersi vermeye başlıyorsa işte o zaman klavyenin çok işi var demektir. Türkiye’nin yozlaşmış kültürü ile peş peşe gelen bu sorunlara, yazarak derman olmak senin birinci vazifendir. Çünkü sen halkın sesi, adaletin temsilcisi, yanlı bölgenin tarafsız kalemisindir. Çünkü sen gazetecisindir.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Gazi Mustafa Kemal’in 1929 yılında söylediği, “Gazeteciler gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdırlar” cümlesiyle kimlik kazandık aslında. O tarihten bu yana halkı bilgilendirmek, hakikatin peşinden korkmadan gitmek,  insanların çığlıklarına kulak vermek için yazdık. Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu bir ülkede çalışma bakanı, hala işçilerden fedakârlık beklerken, bakanların milyar dolarlık rüşvet iddialarını, kollarındaki milyar dolarlık saatlerin hesaplarının sınır ötesinde sorulduğu bir dönemi yaşıyoruz.  Ve biz gazeteciler de vatandaşın hakkından geçen her şeyi yazmak, duyurmak ve araştırmakla yükümlüyüz.

Ben bilincini rafa kaldırarak, önceliği insanlığa, ona, buna, şuna verdiğim için hiç pişman olmadım. İnsan odaklı yaptığım haberlerle vicdanıma bir kat daha insanlık kattım. Bir dua daha aldım, bir işi daha tamamladım. Bu haz öyle büyük ki; ne para ile satın alınacak kadar ucuz, ne de birgün bitecek kadar hevesti; bu bendim. Bu gazeteciliğin verdiği ruhla büründüğüm zırhtı. Bu kötü giden düzene on ikiden kafa tutmaktı.

Şimdi bunları anlatıyorum ama yaşamayan, gazeteciliğin verdiği ruhu içine çekmeyen için sözden ibaret kalacağından eminim. Neden anlatıyorum peki bunları? Gazi Mustafa Kemal ile kimlik kazanan mesleğimizin gün geçtikçe daha da yozlaştığı, kapitalist düzende meslek ruhunun paranın önüne geçerek karşımıza dikilmesinden dolayı anlatıyorum. Bir sepette çürük elma var diye tüm sepetin çöpe atılmasına karşı olduğum için yazıyorum. Gazetecilere yönelik bakış açısında, ‘güvenilmez, taraflı, haber karşılığında para talep eden’ kişi olarak yer almasına bir gazeteci olarak katılmadığımı söylemek için yazıyorum.

İşten çıkıp eve gittiğinizde daha yemeğe oturmadan, toplumsal karşılığı olan konuları araştırıp yarınki gündemine taşımak için liste yaptınız mı hiç? Ya da izinli olduğunuz tek günde ara mahallelere girip, oralarda yaşayan insanların dertlerine mazhar oldunuz mu? Kalplerine dokunan cümlelerle bu hayatta var olduklarını kaleme aldınız mı? Uyuşturucudan ölen genç vücutların haberlerinin gün geçtikçe artmasına rağmen, bu illetten kurtulan örnekler vererek, ‘Sizde yapabilirsiniz’ demeyi kendinize görev edindiniz mi? Türkiye’nin bir başka kanayan yarası olan ‘evsizlik sorununu’ onlarla 10 gün her gece yaşayarak, hayatlarını duyurdunuz mu? Kendi adıma ben bunların hepsini gördüm, yaptım, hissettim.

Tıpkı Atatürk’ün dediği gibi. Bunları yazmaktan da asla çekinmedim. Mesleğimin bana kattığı ruhu siyaha çalmak yerine, elimden geldiğince her tarafını beyaza boyadım. Tıpkı namusuyla, meslek bilinciyle çalışan diğer gazeteci meslektaşlarım gibi. Anlatmaya çalıştığım şu: “Bu dünyada birçok meslek dalında çalışan insan var. Tabi ki içlerinde iyisi de kötüsü de mevcut. Ama hangi mesleği yaparsan yap, insanı kişi dâhilinde eleştir. Yapılan yanlışları her göze sokmaya çalışma. Bu dünyada namusuyla da iş yapabilenlerin olduğunu asla unutma. Cebinde otobüse binecek parası olmasa dahi, senin bir kuruşuna tenezzül etmeyecek onurlu insanlar hala bu dünyadalar. Ve hep olacaklar.

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz