Doğa katliamının tüketim boyutu | Körfez Gazetesi
Antalyaspor’da kombine sevinci

Antalyaspor’da kombine sevinci

Döşemealtı’nın gururu İpek

Döşemealtı’nın gururu İpek

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

Robin van Persie gidiyor

Robin van Persie gidiyor

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Doğa katliamının tüketim boyutu
Doğa katliamının tüketim boyutu

Yazılarımızdan bininde taş ocağı sayısının en çok arttığı iki ilden birinin Antalya olduğunu vurgulamış, Antalya sınırları içinde yer alan ruhsatlı 1100 civarında ocağın bulunduğunu; bunlardan sadece 30 – 40 tanesinin maden ocağı olduğunu belirtmiştik.  Antalya bölgesinde madencilik kapsamında verilen arama ve işletme ruhsatlarının kapsadığı alanın toplamı 5 bin 498 kilometrekare olduğuna; bu rakamınsa 20 bin […]

Yazılarımızdan bininde taş ocağı sayısının en çok arttığı iki ilden birinin Antalya olduğunu vurgulamış, Antalya sınırları içinde yer alan ruhsatlı 1100 civarında ocağın bulunduğunu; bunlardan sadece 30 – 40 tanesinin maden ocağı olduğunu belirtmiştik.  Antalya bölgesinde madencilik kapsamında verilen arama ve işletme ruhsatlarının kapsadığı alanın toplamı 5 bin 498 kilometrekare olduğuna; bu rakamınsa 20 bin 723 kilometrekare yüzölçümü olan Antalya coğrafyasının dörtte birinden büyük bir alana karşılık geldiğine dikkat çekmiştik.

SORUNUN KAYNAĞI MADEN YASASI
Bu vahim durumun üretim boyutuyla ilgili benzer şeyler çokça yazılıp çizildi. Bu vahim duruma nasıl dur denilebileceği konusunda da çok şey söylendi. Sorunun kaynağı olarak her defasında özellikle maden yasası, 2004 yılında maden yasasında yapılan değişiklikle taş ocaklarının ÇED sürecinden muaf tutulması gösterildi. Demek oluyor ki, çözüm için de bu noktadan yola çıkmalı.

ÜRETİM ÇILGINLIĞINA DUR DENİLMELİ
Doğanın hunharca tahrip edilmesinden işin üretim boyutunu, üretimle ilgili yasal mevzuatı sorumlu tutmakla yetinmek ne kadar doğru? Maden, mermer ya da taş ocağı açıldığında dağlar, taşlar, ağaçlar; elektrik santrali açıldığında sular, topraklar tahrip olmakla kalmıyor, sayısız canlı; belki de sayısız bitki ve hayvan türü yok olup gidiyor. Bütün bunlara son vermek için bu üretim çılgınlığına dur dememiz gerekir.

TÜKETİM ÇILGINLIĞINA DA DUR DENİLMELİ
Ne var ki tam da bu noktada unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz, işin en az üretim boyutu kadar önemli bir başka boyutu var: Tüketim boyutu. Buna, tahribatın tüketim çılgınlığıyla ilgili boyutu da diyebiliriz. Doğanın tahribi söz konusu olduğunda üretim çılgınlığından üretici firmaları ne kadar sorumlu tutuyorsak, tüketim çılgınlığıyla ilgili boyutundan tüketiciler olarak kendimizi sorumlu tutmamız gerekmez mi? Eğer öyleyse kendimize, bu çılgınlığın, tüketim çılgınlığının neresinde olduğumuzu soruyor muyuz? Bir yerine iki, üç, beş, yedi evimiz, kira getiren dükkanlarımız olsun; kent merkezindeki evimize bir de yazlık ev ekleyelim diyen bizler değil miyiz? Doğa tahribatının tüketim boyutu derken tam da burada “etik tüketim” konusuna, tüketimlerimizin etik değerlendirilmesine; ihtiyacımız olandan fazlasına sahip olma alışkanlığı ya da hırsının ne kadar etik olduğu noktasına varıyoruz.

NİHAİ ÇÖZÜM ETİK SORUMLULUKTA
2016 yılında Türkiye genelinde en çok arsa satışı yapılan 5 il sırasıyla İstanbul, Ankara, Antalya, Konya ve İzmir olarak belirlendi. İstanbul’da 49 bin 88, Ankara’da 29 bin 515, Antalya’da 18 bin 321, Konya’da 17 bin 29, İzmir’de ise 16 bin 170 arsanın satışı gerçekleştirilmiş. Antalya hane halkı sıralamasında olduğu gibi; konut, işyeri, vb. sayısı açısından da Türkiye’nin ilk 5 şehri arasında yer alıyor. Böylesi bir yapılaşma, inşaat sayısındaki bu artış; aynı ölçekte taş, toprak, demir, beton, mermer tüketimi demek. Yer yüzeyine diktiğimiz her bir beton blok, doldurduğumuz her yer için, doğada aynı hacimde boşluk bırakıyoruz. Yaptığımız her şey için bir şeyleri yıkıyor, onardığımız her yer, her şey için bir yerleri, bir şeyleri tahrip ediyoruz. Bunu sınırlamada tek silahımız doğaya karşı duyduğumuz etik kaygı, etik sorumluluk olabilir.

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz