Dingo’nun çiftliği | Körfez Gazetesi
Vagner Love’den 2 yıllık imza

Vagner Love’den 2 yıllık imza

Akhisar hazırlıkları başladı

Akhisar hazırlıkları başladı

Başarılı sporculardan Gül’e ziyaret

Başarılı sporculardan Gül’e ziyaret

Kemer’in gururu

Kemer’in gururu

Dünya starlarına flyboard öğretiyor

Dünya starlarına flyboard öğretiyor

Dingo’nun çiftliği
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 3 Ağustos 2017 - 09:28:57

Atları özellikle aç ve susuz bırakıyorlarmış. Çünkü karnı doyduğu zaman bir süre koşmuyor, dinleniyormuş. Bakım yok, veteriner kontrolü yok, ayakta zor duruyor hayvancağızlar. Toynaklarına nal bile çakmamış eşkıyalar. Susuzluktan ve sıcaktan çatlayarak ölen ata nal diye oto lastiği parçası çakıldığını görmüş zabıta. Güya asfaltta daha az ses çıkartsın diye yapıyorlarmış bunu. Peki, asfaltın sıcağı? O sıcak atlara işkence değil mi? Peki, son ses açtığınız o müzik setleri? Yol boyu bütün bölge sakinlerine, gezintiye çıkmış, alışveriş için dolanmakta olan vatandaşa, esnafa, turiste dinlettiğiniz Ankara havaları, en çiğinden Arabesk parçalar kimseyi rahatsız etmiyor mu? Lafın kısası, belediyenin göz yumması, yol vermesiyle Antalya’nın göbeğini Pakistan’a çevirmiş ipten, kazıktan kurtulma bir güruh. Turizmin başkenti diye anılan kenti Ortadoğu kasabasına çeviren bir belediyecilik anlayışı. At kokusu, sidik kokusu, sur dibine atılan at pisliği, at sineği, bangır bangır müzik, kamçı sesleri, vatandaşın üzerine çıkan, milletin önünden zor çekildiği jeep jantı takmış faytonlar.

Antalya’nın orta yeri Pakistan

Defalarca yazdık, çizdik, konuştuk. Bir şey yapmadıkları gibi, bir de yazan, çizen gazetecilerin üstüne saldılar bu harami tayfasını. Efendim, nostaljiymiş. Neyin nostaljisi? 60 yıldır kullanılıyormuş Antalya’da. Yalan… En fazla 5 yıl önce peyda oldular. Önce sayıları 2-3 taneydi. Sonra atını alan, arabasını alan geldi Kalekapısı’na. Kimileri oy hesabıyla, siyaset ayağına kolladı bu tipleri. Kimileri de sevkiyat yaptırdı. Ne sevkiyatı mı? Gidin Emniyet’e sorun ne sevkiyatı olduğunu. Netice itibarıyla bu kenti emanet ettiğimiz aktörler, siyasetçiler, yöneticiler, başkanlar bu rezaleti, bu Ortaçağ görüntüsünü, bu hukuksuzluğu, bu işgali, bu sidiği, bu kokuyu, bu perişanlığı getirip Antalya’nın ortasına çaktılar. Böyle nostalji filan olmaz. Bu bir zulüm. Bu bir ilkellik. Bu bir eşkıyalık. Bu bir insanlık ayıbı.

Atını alan Kalekapısı’na iniyor

Başka bir palavra da, “Efendim ekmek parası”. Peki, o hayvanın canı? Birileri evine şarap parası götürecek diye bu hayvanlara yapılan zulme göz mü yumulacak? Bir avuç şehir eşkıyasının, işgalcinin ekmek parası problem ediliyorsa, başka çözümler de bulunabilir. Mesela ‘Karaoğlan Parkı’na götürülsün’ diyenler var. Olabilir mi? Olabilir. Dünya kentlerinin bazılarında öyle… Fakat son derece çağdaş standartlar konulmuş. Çok uzaklara filan gitmenize gerek yok. Gidin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden ders alın. İstanbul Büyükada’daki ve Antalya Kalekapısı’ndaki faytonlar sürekli bizi insanlığımızdan utandıracak görüntülerle gündeme gelir ve hayvan severler tarafından protesto edilirken, İzmir’deki faytonlara karşı bir eylem, bir direniş, bir muhalefet gördünüz mü? En azından ben görmedim. Niye? Çünkü belediyenin Avusturya’dan ithal edip faytonculara zimmetlediği yük atları kullanılıyor İzmir’de. Belediye akşam bütün atları, veterineri olan, bakımı yapılan, modern bir ahırda topluyor. Kontrolden geçiriyor. At sahibi her sabah atını oradan alıp, akşam da oraya bırakıyor. Yok öyle itlik, çakallık.

Belediye eşkıya sürüsüne teslim

Dahası güzergah belli. Fiyat belli. Hayvanların çalışma saatleri belli. Atlar yolu pislerse faytoncu temizlemek zorunda. Aksi takdirde çakıyorlar cezayı. Peki, Antalya’da güzergah belli mi? Ne gezer! Kalekapısı’ndan turist bindirip Kundu’daki otele taşıyan tipler bile varmış taksicilerin söylediğine göre. O mesafeyi düşünün hele. Atları kamçılaya, kamçılaya onca yolu koşturuyorlar. Aç bilaç. Zannedersiniz ki zat-ı muhteremler turist servisi. Atların çalışma saati belli mi? Ona da ne gezer! Gün boyu güneşin altında tutup, akşam da tramvay yolunda bir aşağı bir yukarı koşturuyorlar. Peki fiyat? Ne kaptırırsa… Atların pisliği? Dök sur dibine, geç. Sinek, sidik, at kokusu? Kimin umurunda! Antalya’da belediye mi var? Belediye olsa bu kadar azgınlaşabilirler mi? Hayır. Ne yapıyorsunuz diye soran yok çünkü. Bir UKOME kararı varmış güya. Ne yazdığı, ne tür kurallar getirdiği bile belli değil. Varsa bile o karara uyulup uyulmadığını denetleyen yok. Düşünün bir, atın ölüsünü kaldırmak için gelen Büyükşehir Zabıtası nal yerine oto lastiği çakıldığını tespit ediyor. Ölünce tespit ediyor, dikkat. Yaşarken değil yani. Türel Göçmen Parkı için, “Burası babanızın çiftliği değil” diye şarladı ya itiraz edenlere; doğru orası kimsenin babasının çiftliği değil; ama Kalekapısı 5 yıl içinde Dingo’nun çiftliğine dönüştü, ilgilenen bile yok.

Diğer Yazıları

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz