Canan Karatay aşısı | Körfez Gazetesi
Simge Sağın, şarkılarını  o yavru köpek için söyledi

Simge Sağın, şarkılarını o yavru köpek için söyledi

Falezler temizlendi

Falezler temizlendi

Sualtı kültür mirasının  korunmasında öncüyüz

Sualtı kültür mirasının korunmasında öncüyüz

Ulucan, basınla tanıştı

Ulucan, basınla tanıştı

Partiler bayramlaştı

Partiler bayramlaştı

Canan Karatay aşısı
  • ErdemGÜNER
    • Erdem GÜNER
    • bekirerdemguner@gmail.com
    • 2 Ocak 2018 - 12:24:44

Prof.  Dr. Canan Karatay, tarım ürünlerinin tüketilmesiyle ilgili abuk sabuk konuşup duran ünlü isimlerden biri. Bir bakıyorsunuz “domates yemeyin” diyor, bir bakıyorsunuz “yumurta tüketmeyin” diyor. Bir başka gün “sakın aşı olmayın” diyebiliyor.

 

Sayın Karatay muhtemelen bilimsel olarak haklı olduğu bir takım bağlamlarda konuşuyor. Kendi profesyonel tecrübesi, ilgilendiği tekil hastalar özelinde, hastalarının bireysel gerçeklikleri bağlamında “gerçekçi bulgular” sağlıyor olabilir.

 

Yani karşı karşıya gelip meseleyi tartışsak, muhtemelen ne kadar haklı olduğunu akıcı bir dille anlatacaktır.

 

Hiçbirimizin bunlarla bir derdi olmamalıdır.

 

Kapitalist piyasa şartlarında kitlesel ihtiyaçlar için üretim yapılan işlerde bireysel gerçeklikler üzerinden kamuoyuna tavsiyelerde bulunamazsınız.

 

Antikapitalist olduğunu bildiğimiz dostlarla tartışırken de mesele gelip bu noktada tıkanır. Çünkü kapitalist piyasa şartlarında üretim süreçlerini “genel kamu yararı” ilkesi doğrultusunda biçimlendirmeniz gerekir.

 

Yani, örneğin büyük miktarlarda ve hızlıca üretmek zorunda olduğunuz bir ürünün astım hastalarına dokunacak bir özelliği olabilir. Bu durumda astım hastalarını o ürüne karşı uyarır, üretiminizi de yaparsınız. O ürünü üretmekten vazgeçmezsiniz. Yahut astımı olmayan milyonlarca insana “şu ürünü sakın tüketmeyin” demezsiniz.

 

Tarımsal üretimde üretilen mal en iyi ihtimalle 15 gün dayanır. Kırılgandır. Çürür, bozulur, pazar değerini hızla kaybeder. Aracılar, tezgâh firesi, rekabet, arz fazlası gibi olgular ürünün değerini yiyip bitirir.*

 

Bunlara ek olarak bir de bu işlerden anlamayan ama başka alanlarda uzmanlaşmış bazı ünlü isimlerin kendi bağlamlarıyla kamuoyunu bilgilendirmeye kalkması, kısa süreli de olsa piyasaları etkiliyor. O etki de dönüp dolaşıp tarlada, bahçede, serada mal üreten çiftçiyi vuruyor.

 

Çiftçinin kendisi zaten çiftçi olarak kendisine yeterince zarar veriyor.

 

Plansız çalışması; çiftçilik mesleğiyle uğraşan başka çiftçilerle basit menfaatler için bile bir araya gelememesi; onlarca yıldır çiftçi düşmanlarına bıkıp usanmadan oy vermeye devam etmesi; devleti kendisi işini yaparken destekleyecek bir kurum olarak değil de, kendisi işinin gereklerini tam olarak yerine getirmeden para dilenilecek yardım kuruluşu gibi görmesi; bilgi sahibi olan ziraat uzmanlarından çok, eli çantalı piyasa çakallarına inanmaya bayılıyor olması çiftçiyi kendi kendinin kurdu yapıyor zaten.

 

Bir de tarımdan falan anlamayan ama tarımsal ürün piyasasına kolayca etki edebilecek itibara sahip ünlü isimler çıkıp konuştuğunda, işler zıvanadan çıkıyor.

 

Suç duyurusu

Canan Karatay, aynı konuda daha önce de eleştirdiğimiz bir isimdi. Geçtiğimiz günlerde bu defa sağlık sektörüyle ilgili bir bilgi paylaşmış ve bazı aşıların Alzheimer hastalığına neden olduğu için kullanılmamasını önermiş.

 

Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu Üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Canan Karatay hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş.

 

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın başvurusunda özetle şöyle deniyor: “Prof. Dr. Canan Karatay, Lüleburgaz’da katıldığı bir söyleşide, yazılı ve görsel basında grip aşısının tehlikeli olduğunu söyleyerek, ‘Aşıların içinde alüminyum var. Alüminyum Alzheimer nedenidir. Aşı vurulmaya gerek yok. Bunun yerine D vitamini kullanımı çok önemlidir’ şeklinde bilimsel gerçekliğe aykırı açıklamalarda bulunmaktadır. Dolayısıyla kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Bu konuda uzman bir hekim olarak cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunma ihtiyacı hissetim.”

 

Mehmet Ceyhan aşılarda alüminyum, cıva gibi maddeler olduğunu söyleyen başkaları da olduğunu belirtmiş ve 2011’den 2016’ya kadar aşıyı reddeden aile sayısında 50 kat artış olduğunu hatırlatmış. Ceyhan açıklamasını şöyle sürdürmüş: “Bazı hastalıklarda artış gözlendiğini üzülerek izliyoruz. Kliniğimizde aşılanmadığı için pnömokok menenjitten ölen ve sakat kalan vakalar yanında, risk grubuna girdiği için grip aşısı olması gerekirken olmayan ve grip sonucu ölen ciddi sayıda vaka gözlemliyoruz”.

 

Haberi okuduğumda önce Sayın Karatay’la ilgili suç duyurusunun devlete ait bir kuruluş tarafından yapıldığını zannetmiştim. Öyle değilmiş. Yine de suç duyurusunun bakanlıkta önemli bir kurumun başkanı sıfatını taşıyan bir sağlık uzmanı tarafından yapıldığından memnuniyet duydum.

 

Ekran tüccarları

Çünkü bu ekran tüccarlarına birilerinin dur demesi gerekiyor. Canan Karatay da ekran tüccarı dediğimiz küçük kalabalığın en ünlü isimlerinden biridir. Biliyorsunuz bu furya yıllar önce Erman Toroğlu adlı sonradan futbol hakemi ve spor programı yorumcusu olarak ün yapan eski hal komisyoncusunun hıyarlarda hormon kullanıldığından bahsetmesiyle gündeme gelmişti.

 

O dönemde, Erman Toroğlu sayesinde bitkisel ürünlerle ilgili atıp tutmanın kamuoyunda muazzam ilgi uyandırdığı keşfedilmiş oldu.

 

Şimdi sağlıkçılar başta olmak üzere bir ucundan yakalayan herkes bu olguyu kullanarak kendi popülerlik çalışmalarını destekliyorlar. Çünkü “gıda tüketiyorum” diyen herkes bu mevzular açılınca kulak kesiliyor…

 

Şimdi size bir anımı aktarmak istiyorum. Bu işler sadece çiftçiyi vurmuyor. Tüketiciye de olur olmaz etkileri var.

 

Çok “zor” bir mesele…

Geçmişte zor şartlar altında ve ağır borç yüküyle ailesini geçindirmeye çalışan bir ahbabımız vardı. Evine nadiren et girer, okul çağındaki tek çocuğunun zorunlu masraflarından sonra pazara markete zorlukla bütçe ayırırdı. O nedenle de yumurtayı temel protein kaynağı olarak gördüğünü, bolca yumurta tüketmeye çalıştığını sık sık anlatırdı.

 

Bir gün birkaç kişiyle beraber gıdalarla ilgili güven meselesini tartışıyorduk. İşte, zirai ilaç kalıntısıydı; yabancı gümrüklerden dönen zehirli ürünlere ne oluyordu; süt ürünlerinde kullanılan katkı maddeleriydi falan konuşurken birimiz dedi ki “Asıl yumurtaya bakmak lazım! Antibiyotikler, tavuk yemlerindeki katkı maddeleri falan yumurtayı da güvenilir olmaktan çıkardı!”

 

Bunun üzerine adam “Yumurtada bir şey yok! Yumurtada bir şey yok!” diye bağırarak öyle bir tepki verdi ki, sanki dünyayı başına yıkmak istemişiz de bizi durdurmaya çalışıyormuş gibi…!

 

Müdahale ettiğimi ve konuyu çok hızlı şekilde kapattığımı ve o anda şöyle düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum; her şey fiziksel sağlığımızdan ibaret değil.

 

Belki 5, 6 yıl geçti üzerinden ama o ahbabımızın çaresiz itirazları hala bugünmüş gibi hafızamdadır. Büyük üzüntüyle hatırlıyorum…

 

Yani mesele sadece güvenilir gıda temin etmek de değil; çiftçinin, köylünün emeğini korumak da değil. Mesele herkes için, her yönüyle insan onurunu korumaktır. Yanlış neredeyse oraya parmak basarak.

 

Canan Karatay ve benzeri ekran tüccarları da önemli bir yanlışın temsilcileridirler.

 

Tabi esas olan Canan Karatay gibi gazete sütunlarında, kamuya açık toplantılarda ya da televizyon kameraları karşısında ün yapmış isimler olarak ve ama insanların pazardaki, marketteki davranışlarını haksızca ve yanıltıcı şekilde yönlendiren ekran tüccarlarını bu faaliyetlerinden vazgeçirmektir.

 

Caydırıcı bir tedbir almak gerekir. Umuyoruz Mehmet Ceyhan’ın suç duyurusu anlamlı sonuçlar verir. Böyle olursa tarımsal üretim sektörünün bu çok önemli hastalığına karşı belki bir aşı geliştirilmiş olur.

 

Canan Karatay aşısı.

 

 

*https://youtu.be/cFhKMOwlsnw

  • Etiketler
  • Yorumla
ilan
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz