Bitki çaylarının hepsi sağlıklı mı? | Körfez Gazetesi
Büyükşehirden üniversite camisine destek

Büyükşehirden üniversite camisine destek

2 ayda 27 işyerini soydu

2 ayda 27 işyerini soydu

Butik otel yangında kül oldu

Butik otel yangında kül oldu

3 metreden dere yatağına düştü

3 metreden dere yatağına düştü

Yerleşik Ruslarda seçim hazırlığı

Yerleşik Ruslarda seçim hazırlığı

Bitki çaylarının hepsi sağlıklı mı?
  • Betul AyYılmaz
    • Betul Ay Yılmaz
    • info@betulayyilmaz.com
    • 2 Şubat 2018 - 21:18:54

Kilo vermek için piyasada satılan çayların, üretim koşulları, toplanma zamanlarının doğruluğu, sertifikasyonları, toksin içerip, içermedikleri, yararlı mı, zararlı mı oldukları uzun süredir gündemimizi meşgul eden konulardan . Bitkiler, farmakolojik ilaçların hammaddesi olmalarına rağmen gerekli itibarı görmüyor. Zarar görme korkumuzdan şifa verici etkilerinden yararlanamıyoruz ya da tam tersi ne olduğu belirsiz bir ton bitkiyi kafaya dikip, karaciğerimizden, böbreğimizden oluyoruz ve ne yazık ki her ikisi de uç uygulamalar. Halbuki bitkiler gerekli özen gösterilip üretildiğinde ve tüketildiğinde son derece iyileştirici bileşenlere sahiptir.

Yapılan bir çalışmada bitki çayı tüketimi ülkemizde düşük sosyo ekomomik ve kültürel seviye ile ilişkilendirilmiştir. Dünyada ise bunun tam tersi bulunmuştur.  Her bitkinin kendine has bir şifası ve bileşimi olduğu gibi her kişi için de her çayı kullanmak doğru değildir.

Örneğin 3 damarından by-pass  olmuş bir kişi, kalbini ve damarlarını korumak adına,  kan sulandırıcı ya da  kumadin türevi ilaçlar kullanıyor olabilir. Kimi çayların damarları vazokonstrikte eden ( büzüştüren ) ve de kan sulandırıcı etkilerinden dolayı  bu tür hasta ve hastalıklarda kullanılan çayları bırakın, baharatlara bile dikkat edilmelidir. Bu hastaların özellikle yeşil çay ve zencefil tüketmemesi gerekir.  Yine kan yoğunlaştıran civanperçemi bitkisi de kimileri için yanlış seçenekler arasındadır.  Damarları korumak ya da türlü çeşit bahanelerle yapılan bu tür hatalar, hastalar için hayati öneme sahip ilaçlarının etkisinin şiddetli bir şekilde artmasına ya da azalmasına yol açacak, kanama ve pıhtılaşma faktörlerini bozacak,  olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

Gelelim zayıflamak için önümüze gelenin yeşil çay içmesine. Yeşil çay doğru kullanıldığında müthiş bir antioksidandır, kansere karşı güçlü bir koruyucudur, kolesterolü düşürür, kalp sağlığına iyi gelir, metabolizmayı hızlandırır, bağışıklık sistemini güçlendirir, kilo vermeye yardımcı olur. Fakat işte bu etkiler herkes için geçerli olmayabilir.

Kalbin herhangi bir hastalığında yeşil çay önerirken iki kere düşünmek gerekir. Az önce bahsettiğim damarları büzücü etkisi çok fazla tüketildiğinde kişiyi sıkıntıya sokabilir, tansiyonun kontrolsüz yükselmesine yol açabilir. Kalp damarlarını ve kaslarını yorabilir.

Gelelim kansızlıktan müzdarip olanlara yani sürekli yorgun ve anemik dolaşanlara. Burada da yeşil çay kullanımı kilo vermeye yardım etmek şöyle dursun, içeriğindeki tanenler dolasıyla vücutta daha fazla demirin bağlanmasına yol açar ve anemiyi derinleştirir, kullanılan anemi ilaçlarının da etkisi böylece azalmış olur. Kilo verme sürecinde önce vücudun yeterli kanlanması gerekmektedir.

Konu zayıflama olunca yeşil çayın zayıflatıcı etkisini ilk deneyimlemek isteyenler kadınlar olur. Kadınlar aylık menstrüasyon döngülerinde yüksek oranda kan kaybettiklerinden, zayıflamak için yeşil çay kullanımı aşırı kanaması olan kişilerde de pek bir işe yaramaz. Bunun yerine yeşil çaya oranla %11 oranında daha az tanen içeren farklı çaylara yönelmek gerekmektedir.

Bana ilginç gelen konulardan biride toplumumuzda titri ne olursa olsun, her televizyona çıkıp, bitkilerle ilgili bir şey söyleyenin,  bitkilerin efendisi, sanki yıllardır bu konuda çalışma yapmış bir profesörmüş  edasıyla karşılık bulmasıdır.

Anlık reytingler için önerilen akıl dışı reçetelerden birini uygulayan  bir hastamı neredeyse kaybediyorduk. Bazı bitkiler yanlış kullanıldıklarında, çok küçük dozlarda bile ölümcül olabilir. Lavanta bu bitkilerden biridir. İşte sözünü ettiğim  hastam da karaciğeri için televizyonda önerilen kürü, avuç avuç demleyip içmiş, bir gece yarısı 25/19 tansiyonla acile getirilmişti. Bir uzman desteği olmadan aman ha sakın bu tür şeylere kalkışmayın, çünkü ilaçla zehir arasındaki tek fark dozdur.

Sağlıklı, keyifli günler dilerim.
Diyetisyen Betül Ay YILMAZ

Beslenme & Diyet Danışmanlık ve Eğitim Merkezi

www.betulayyilmaz.com

0 242 316 08 16 – 0 542 316 08 18

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz