Bir çocuk hakları masalı! | Körfez Gazetesi
2B protestolarının simgesi yaşamını yitirdi

2B protestolarının simgesi yaşamını yitirdi

Transplant enfeksiyonlarının kitabını yazdı

Transplant enfeksiyonlarının kitabını yazdı

Başkan Tütüncü’nün ziyaretleri

Başkan Tütüncü’nün ziyaretleri

Sanatçının hayvan sevgisi

Sanatçının hayvan sevgisi

Konyaaltı’nda yeşil kuşak çalışması

Konyaaltı’nda yeşil kuşak çalışması

Bir çocuk hakları masalı!
  • MüzeyyenYüce
    • Müzeyyen Yüce
    • muzeyyen_yuce@hotmail.com
    • 20 Kasım 2017 - 09:45:17

Diğer Yazıları

Halk olarak özel günleri çok severiz. Sevgililer Günü, Anneler Günü, Babalar Günü, evlilik yıl dönümü, doğum günleri derken, alışveriş merkezleri dolar taşar. Günlerin manevi değerinin yanı sıra neredeyse hepimiz sevgimizi, günlerce gidemediğimiz anne babalarımıza olan mahcubiyetimizi, iş için ihmal edilen eşlerimizi, ailecek yenilemeyen akşam yemeklerini, aldığımız pahalı hediyelerin içine saklarız. Bir nevi 364 günü 1 günde temize çekeriz.

Bugün de 20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’…

Vicdani ağırlığını ne pahalı hediyeler, ne de bir günlük çabalar temize çekebilir. Dünyada, savaş politikasını yürütebilmek adına anayasalara yapılan makyajın altında ezilen taraftır çocuklar. Haklarını koruma altına alan kanunlarda adı geçerken, ülkeler ‘Çocuk Hakları Sözleşmenin’ tarafı olurken; onlar köşe başında soğukta titreyerek mendil satmaya, adliye koridorlarında cinsel istismar davalarında mağdur olarak dava dosyasına girmeye, dünyada devam eden savaşların, patlayan bombaların, sıkılan silahların, hedef olan evlerin arasından doğmaya devam ederler. Görünür oldukları tek yer ise istatistiklerdir.

Nitekim bugün, UNICEF’un raporuna göre 7 yaş altı 87 milyon çocuk çatışma bölgesinde yaşıyor. Son 10 yılda savaşlarda ölen çocuk sayısı ise 2 milyon. Onlar savaştan başka bir şey görmemiş, çatışma alanlarını kendilerine oyun parkı yapmış milyonlarca çocuk. Savaşın gölgesinde, silah sesleri arasında beyaz bir güvencini temsil ediyorlar aslına bakarsanız. Baskı ve korkunun hüküm sürdüğü coğrafyalarda, sokağa bile çıkamayan halkın barış elçisidir onlar. İsabet eden bombanın açtığı delikten uzatırlar kafalarını, kolaçan ederler her gün oyun oynadıkları sokakları. Yerle bir olmuş evler, can çekişen yaralılar, parçalanmış cesetler görür gözleri. Ve bizler bir kez daha kaybederiz geleceğimizi…

Sonra sokağa çıkarız. Kâğıt toparlarken, bir şeyler satarken, tarlalarda çalışırken ve değişik iş kollarında çıraklık yaparken görürüz çocukları. Kimi zaman kısa süreli vicdani muhasebemiz ile bir mendil satın alırız onlardan; bir lira verir, iç çekiştirerek yolumuza devam ederiz. Duygu durumumuz köşe başını dönene kadardır. Bazen kâğıt toplayan bir çocuğun gülümseyen fotoğrafını çekerek, ‘Her şeye rağmen gülüyor’ notuyla sosyal medyadan paylaşırken ‘halinize şükredin’ mesajı veririz. Yemek yemeğe gittiğimiz bir restoranda bize hizmet eden çocuğa da ‘bahşiş’ vererek günü kurtarırız. Oysa günü kurtardığımızı sandığımız her an ülkede çocuk işçi sayısı artmaya devam ediyor. Nitekim DİSK’in hazırladığı rapor Türkiye’de çocuk işçilerin 2 milyona dayandığını ortaya koyuyor. Bu demek oluyor ki; her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Bu da yetmezmiş gibi okul sıralarında, oyun parklarında, sıcacık evlerinde olmaları gereken 56 çocuk, 2016 yılında iş cinayetleri sonucu hayatını kaybetti.

Ardından, mahkeme kapılarındaki duruşma listelerinde yazan taciz, tecavüz, istismar kelimelerinin arasında buluruz onları. Dava dosyalarının çirkin cümleleri içinde bazen mağdur, bazen ise şahit olarak çıkarlar karşımıza. Yaşadıkları akıl almaz iğrençliği, vücutlarında ve ruhlarında açılan derin yaraları bir kez daha anlatmak zorunda kalanlardır onlar. Küçük yaşlarında adliye koridorlarında, hakim karşısında, prosedürler içinde, cezasızlığın adalet olduğu yerden bakarlar hayata. Cümleleri kırık, sesleri titrek, bedenleri yara bere içinde, ruhları ise yorgun..

Dünyada son 10 yılda 250 bin çocuk cinsel istismara uğradı. Dünyanın dışa açılan kapısı, turizmin başkenti olarak nitelendirilen Antalya ise ülkede en çok cinsel istismar vakasının yaşandığı 4. şehir olarak kayıtlara geçti. Bizler 2014 yılında şehre kaç turist gelmiş, kaçı Rus, kaçı Alman, turizmde ihracat ve ithalat konuşurken o yıl Antalya’da 524 çocuk cinsel istismara uğradı.  Tabi bu rakam adli mercilere yansıyan yüzde 15’lik kısım.

Ya yansımayanlar; tecavüze, tacize uğradığı için eve kapatılan, kendinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilen, hatta namusu kirlendiği düşüncesiyle öldürülen çocuklar… Ara sokakların, geleneklerin, ruhu hastalıklı bir toplumun, namus savunmasının en büyük kurbanları onlar. Ve bu kadar vahametin içinde koca şehirde ‘Çocuk istismarı ile mücadele’ eden tek bir dernek.  Ne dersiniz? Artık tarım ve turizmden başımızı kaldırıp çocuklar için elimizi taşın altına koymanın zamanı gelmedi mi?

Bugün Türkiye’de çocuk işçilerden cinsel suçlara kadar çocuk istismarı yüzde 33’lere dayandı. Her 3 çocuktan biri istismara uğrarken, kâğıt üzerinde yazan her kanun gerçekte karşılık bulmuyorken, çocuklar ölmeye, kaybetmeye, cinsel istismara uğramaya devam ediyorken 20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları’ safsatanız sizin olsun. Hadi, şimdi kurun yapay oyun parklarını, bir günlüğüne cenneti sunun çocuklara. Size kolay gelsin…

Diğer Yazıları

 

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz