Beyaz bisiklet | Körfez Gazetesi
Güney Kore’ye kültür gezisi

Güney Kore’ye kültür gezisi

İspanyol piyanist büyüledi

İspanyol piyanist büyüledi

Aytemiz Alanyaspor  3 puana tek golle ulaştı

Aytemiz Alanyaspor 3 puana tek golle ulaştı

Kınıkspor deplasmanda galip

Kınıkspor deplasmanda galip

Agora kapılarını açtı

Agora kapılarını açtı

Beyaz bisiklet
  • MüzeyyenYüce
    • Müzeyyen Yüce
    • muzeyyen_yuce@hotmail.com
    • 14 Kasım 2017 - 10:01:31

Diğer Yazılar

Nasıl bir toplum inşa ediyoruz dünyaya, ya da nasıl bir benlik örüyoruz ruhumuza.

İlmek ilmek boğazımıza geçirilen halatı nasılda modernizmin sembolü bir papyona benzetiyoruz. Üzerimize giydiğimiz kıyafetlerle ‘insan’ sayıldığımız bu dünyada, toplum bilinci yaratmak için nasılda savaş veriyoruz. Sevgi, yardımlaşma, insanlık gibi kavramları yok olmaya yüz tutmuş bir evrende parayla takas ederken nasılda kirleniyoruz. İnsanlığı giydiğimiz kıyafetlere, cebimizdeki cüzdana, banka hesabımıza ve yaşadığımız yere göre şekillendirirken iyiyi ve kötüyü nasıl ayırt edemiyoruz.

‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ diye büyütüldüğümüz zamanları anılarımızdan silerken hiç zorlanmıyoruz. Tüm bunlar olurken kötülüğün pençesinde kirlendiğimizi farkına bile varmıyoruz. Kalbimize nüfus eden o virüs nasıl da ruhumuza hızla yayılıyor. İyiliği nasıl unutuyor hafızamız.

Oysa daha 7 yaşındaydım!

Babamın bana söz verdiği bisikleti almak için hazırladığı parayı, kirasını ödeyemeyen arkadaşına verdiğinde. Çocuk aklımla sahip olmadan kaybettiğim bisikletimin yasını tutmuştum bir hafta… O zaman hiç anlayamamıştım babamı. Aklımın sınırları ölçüsünde beni sevmediğini bile düşünmüştüm. Ama bir gün bisiklet paramı elimden aldığını düşündüğüm Hasan amca 2 bisikletle gelmişti kapımıza. Biri kırmızı diğeri ise beyaz. Beyaz olanı bana uzattı “Bu bisikletin rengi kadar temiz olsun hayatın” dedi. İşte o an anladım komşun açken tok yatılmayacağını. İşte o zaman düştü paylaşımın sevgi tohumu yüreğime. O zaman anladım babamın temiz bir dünya için yürekli çocuk yetiştirme çabasını. O zaman anladım insanların ceplerine değil de yüreklerine hitap edilmesinin mucizevi mutluluğunu. O an anladım dünyanın hızlı değişen camdan kurallarını sevginin kırabileceğini.

Geç gelen mutluluğumla bir çocuğun daha hayali gerçekleşmişti. Beyaz kâğıtlara kırmızı kalem ile çizdiği alevli bisikleti engebeli yollar aşmak için onu bekliyordu. Babam bir değil üç hayat değiştirmişti aslında. Bir babanın ailesine karşı mahcubiyetini gidermiş, iki küçük çocuğu da geleceğe temiz hazırlamak adına elinden gelen tek şeyi yapmıştı; insanlık

Yıllar geçti ben büyüdüm.

Ben yaş aldıkça dünya daha hızlı kirlenmeye başladı. Çocukluğumdaki kadar kolay değildi hiçbir şey. Kimse kendisinin olanı paylaşmıyor, aç yatan komşularının kim olduklarını bile bilmiyorlar. Cebindeki son parayı ihtiyacı olana vermek şöyle dursun babamın 125 TL’ye değiştirdiği 3 hayat için bu dünyada can alıyorlar. Kapitalizmin yok ettiği insanlık teknolojiye can vererek yapay, robotlaşmış bir toplum yaratıyor. İyi insanların üzerinden örülmek istenen örümcek ağına takılanlar, paranın tutsağı haline gelmeye başlıyor. Geçmişe ket vurarak, dünyanın nefsine kapılıp daha çok kağıt kazanmak uğruna geçmişten gelen kır çiçeklerini eziyorlar. Kazandıkları serveti ise kumar masalarında, teknolojisinin yarattığı tuzaklama ürünlerde yok ediyorlar. Dünya ekonomisi kazandıkça bir çocuk daha bisikletsiz kalıyor, aç uyuyor, okula gidemiyor. Şimdi bakıyorum da, iyi ki babamın kızıyım. İyi ki vesilemle değişen hayatlara şahit oluyorum. İyi ki 7 yaşında bisikletim için gözyaşı döktüm. Yoksa kıyıya vurmuş insanlığı tekrar yaşatmak adına teker teker geçmişini hatırlatacak gücüm olmazdı.

Diğer Yazılar

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz