Aşk, devrim ve sen | Körfez Gazetesi
Vagner Love’den 2 yıllık imza

Vagner Love’den 2 yıllık imza

Akhisar hazırlıkları başladı

Akhisar hazırlıkları başladı

Başarılı sporculardan Gül’e ziyaret

Başarılı sporculardan Gül’e ziyaret

Kemer’in gururu

Kemer’in gururu

Dünya starlarına flyboard öğretiyor

Dünya starlarına flyboard öğretiyor

Aşk, devrim ve sen
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 12 Ağustos 2017 - 12:08:56

Yıkmak cesaret işi ve sonra yeniden yapmak, yeniden kurmak, yeniden sulamak diktiğimiz fidanı, en büyük cesaret bu. Büyük bir cesaret işidir dumanı tüten enkazdan, tepelerine yıktığımız mezbeleden yeni bir hayat çıkartmak. Ben buna adayım, buna talip, buna teşne. Yıkmaya bütün gördüklerimi, kırmaya, dökmeye ve sonra tam istediğimiz gibi, özgür, mutlu, adil, tertemiz bir dünya kurmaya. Tertemiz bir hayat… İşte o gün gerek kalmayacak yumruklarımızı kullanmaya.

Bozgun

Bozgun gerek hayata… Bozuldu bütün ordularım son seferimde. Kılıcım elimde kalakaldım ortada. İlerde geniş, güzel, bereketli bir ülke; çevremde dost, düşman ölüleri… Ütopyamız duruyor ilerde, hayalimiz, aşkımızın ülkesi ve elimizi kolumuzu sallayarak gidemiyoruz oraya ne yazık ki. Savaşmak gerek, dövüşmek, kırıp dökmek, yakıp yıkmak… Ve dahası kırılıp dökülmek, yakılıp yıkılmak… İşte ben şimdi bu kırılıp dökülme faslındayım. Savaşarak geldim buraya dek. Keserek, biçerek, dalaşarak, suratlarına tükürerek… Şimdi kalakaldım. Şimdi yürümüyor yanımda hayalim. Yürümüyor yanımda aşkım. Yürümüyor yanımda kalbim. Oysa hiçbir savaş mantıklı değil. Ve geleceği yok hiçbir savaşın. Garantisi yok. Fakat en anlamlı zaferler, bozgunlardan geçiyor. İşte kan revan içinde, işte elimde kılıç, bakıyorum etrafıma. Asıl bozgun o zaman başlıyor. Asıl bozgun yokluğun.

İsyan

İsyan gerek hayata… İsyan kölelerin aşkıdır, mültecilerin, ezilmişlerin, paryaların, dok işçilerinin, esmer çocukların, varoşların. İsyan kendi içinden yeni bir hayat çıkartır. Malya Ovası’ndaki bozgundan Hacı Bektaş’a uzandı isyan. Çanakkale’deki direnişten Sakarya’daki zafere… Moncada Kışlası baskınından Küba Devrimi çıktı. 6. Filo’ya atılan taş Mahir Çayan’ı yarattı. Bizim en güzel türkümüz bu. En anlamlı aşkımız. Ben şimdi desem ki, Hacı Bektaş gibi seviyorum seni, Sakarya gibi, Küba devrimi gibi, Mahir Çayan gibi; söz bitmez mi orada? Başlamaz mı aklımızda isyan? Yayılmaz mı hayallerimize bir kızıl yıldızın gölgesi? Alnından öptüğüm her kelimede hem isyan, hem aşk var. Hem isyan ediyorum sana, hem iflah olmaz derecede aşığım. ‘İflah’ım benim, yoldaşım…

Devrim

Devrim gerek hayata… Devirmek değildir devrim, zaten devrilmiş olanı, zaten yıkılmış olanı tutup düzeltmektir. O yüzden dedi ki Marks, “Ben Hegel’in kafası üstünde duran diyalektiğini aldım, ayakları üstüne oturttum”. Hayatın yanlış çizgisini, zalim gidişini, vahşi paylaşımını reddedip, adil, özgür, barış içinde bir hayat inşa etmek bizim işimiz. Ve dahası benim için devrim, senin gözlerin oluyor çoğu kez. Bakışların yıkıyor içimdeki eskiyi ve usulca ve ustaca ve akıllıca bir hayat inşa ediyorsun içimde, aklımda, düşlerimde. Ben bu aşkın militanıyım. Göğsüme yazdım adını. Alnıma. Aklıma. Düşlerimin ulaştığı her yere. Çıkarak kabuğumdan, çıkarak hücremden, çıkarak küçük dünyamdan, çıkarak bu kuşatmadan sana doğru yürüyorum. Başımda dağların sarhoşluğu, ayaklarımda hayallerimizin toprağı, avuçlarım yüzüne hasret, gözlerim barikat barikat sürüklenmiş bir bayrak. Ya kendi bayrağını gözlerime dik, ya al bayrağımı elimden aşkına kat. Çünkü en son ve en sarsıcı devrimimsin benim. Ki yüzün Rosa Lüksemburg, ki yüzün Tanya, ki yüzün Ulrike Meinhoff…

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz