Antalya özgür insanlar şehri | Körfez Gazetesi
Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Antalya özgür insanlar şehri
Antalya özgür insanlar şehri

        Röportaj: Mustafa KOÇ   Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kaleiçi Old Town Festivali’ne katılan Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Tunuslu Hella Ben Youssef Ourdani, “Antalya’yı özgür insanların yaşadığı bir şehir olarak gördüm. Sokaklarda gördüğüm özgürlük hoşuma gitti” dedi  Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kaleiçi Old Town Festivali’ne katılan Sosyalist Enternasyonal Kadın […]

 

 

 

 

Röportaj: Mustafa KOÇ  

Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kaleiçi Old Town Festivali’ne katılan Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Tunuslu Hella Ben Youssef Ourdani, “Antalya’yı özgür insanların yaşadığı bir şehir olarak gördüm. Sokaklarda gördüğüm özgürlük hoşuma gitti” dedi 

Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlediği 2. Kaleiçi Old Town Festivali’ne katılan Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Tunuslu Hella Ben Youssef Ourdani, gazetemizin konuğu oldu. Tunus’un Ettekatol Partisi’nde siyaset yapan Hella Ben Youssef ile Antalya’yı, Sosyalist Enternasyonal’i ve Tunus’u ve Tunuslu kadınları konuştuk. “Antalya’yı özgür insanların yaşadığı bir şehir olarak gördüm. Antalya sokaklarında gördüğüm özgürlük çok hoşuma gitti” diyen Hela Ben Youssef, “İstanbul’a göre Antalya’da çok daha fazla özgürlük olduğunu, insanların çok daha özgür olduğunu hissettim. Atatürk’ün laiklik düşüncesinin burada daha fazla özümlendiğine, hayata geçirildiğine tanık oldum” diye konuştu. Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları’nın dünya kadınlarının eşitliğini, haklarını, saygınlığını korumak, kadın hakları için mücadele etmek için oluşturulmuş bir kurum olduğunu belirten Hela Ben Youssef,  “Uluslararası bir örgüt olarak dünyadaki bütün kadınlar için çalışıyoruz” dedi. 2011 devriminin ardından politikaya girdiğini, Tunus’un Ettekatol Partisi’nin yönetim kurunda yer aldığını belirten Hella Ben Youssef, “Politikaya atılmak benim için olağan bir şeydi; zira politikacı bir aileden geliyorum” ifadelerini kullandı. Tunus’taki Arap Baharı’nın, diğer ülkelerdekinden çok farklı olduğunu söyleyen Hella Ben Youssef,  “Zor bir dönemden geçtik. 23 yıl süren bir diktatörlüğün ardından Yasemin Devrimi geldi. İnsanlar özgüven kazandı, ifade özgürlüğüne sahip oldu” diye konuştu. Tunuslu kadınların 1962 yılında seçme – seçilme, 1973 yılında kürtaj hakkına sahip olduklarını vurgulayan Hella Ben Youssef,  Tunus’ta 2014 seçimlerinin ardından parlamentoya seçilenlerin yüzde 37’sinin kadın olduğunu, kadın ve erkek adaylarla ilgili yatay ve dikey anlamda yüzde 50 – yüzde 50 olmak üzere yeni bir kota sisteminde karar kılındığını belirtti.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Tunus doğumluyum. İlk, orta ve yükseköğrenimimi Tunus’ta gerçekleştirdim. 1992 yılından bu yana Fransa’da yaşıyorum.

Politikaya ne zaman girdiniz?

Tunus’ta 2011’deki devrimin ardından Ettekatol isimli parti ile politikaya girdim. Politikaya atılmak benim için olağan bir şeydi; zira politikacı bir aileden geliyorum. Ülkem için böyle bir sorumluluk almak benim için gayet normal. Çalışma, özgürlük, eşitlik ve demokrasi için politikaya girdim. Şu anda, Ettekatol Partisi’nin yönetim kurundayım. Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları’nda başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum.

Sosyalist Enternasyonal Kadın Kolları olarak neler yapıyorsunuz?

Dünyada kadınların eşitliğini, haklarını, saygınlığını korumak, kadın hakları için mücadele etmek için kurulmuş bir kurumuz. Uluslararası bir örgüt olarak dünyadaki bütün kadınlar için çalışıyoruz. Onlara destek sunmaya, yardım etmeye çalışıyoruz. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın bir parçası olarak faaliyet yürütüyoruz. Türkiye’de Adalet Yürüyüşü gibi barışçıl eylemlere destek veriyoruz.

Türkiye’ye nasıl bakıyorsunuz? Türkiye dışarıdan nasıl görünüyor?

Ekonomik olarak baktığımızda 5’inci büyük ekonomik güç olarak görünüyor.

Politik olarak nasıl görünüyor?

Bugün yaşananlara baktığımızda ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleleri kabul etmemiz mümkün değil. Atatürk’ün kurduğu laik sistemde ifade, ibadet özgürlüğü gibi özgürlüklere yapılan müdahaleleri kabul etmek mümkün değil. Sosyalist Enternasyonal dünyanın neresinde olursa olsun bu tür baskıları kabul etmiyor. Bu tür baskılara karşı insan haklarına önem veriyoruz. İbadet ve ifade özgürlüğü yanında ekonomik özgürlük, çalışma hakkı da çok önemli. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde çalışma konusunda sıkıntılar yaşanmakta. Çevreye saygı, ekoloji, sürdürülebilir yaşam çok önemli.

Türkiyeli kadınların durumunu nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’deki kadın haklarına saygı duyuyoruz. Dünyada Türk kadınları özgür ve mücadeleci olarak tanınıyor. Türk kadınlarına saygı duyuluyor. CHP’deki arkadaşlarımla bu konuları görüşüyor, çalışmalarımızda birlikte oluyoruz. Özellikle Hilal Dokuzcan arkadaşımdan söz etmem gerekir. Sosyalist Enternasyonal’de kadın kolları başkan yardımcı, Türkiye sorumlusudur.

Birlikte neler yapıyorsunuz?

Kadın haklarıyla ilgili hukuki anlamda tüm dünyada çalışmalar yürütüyoruz. Hakları için çalışmalar yaptığımız kadınların bulundukları coğrafyayı, içinde yaşadıkları kültürü de dikkate almak gerekir. Bu noktada hukukla politikayı ayırmak gerekir. Hukuk kadın haklarıyla ilgili zaten politikayı da kapsıyor. Sosyolog İbn-i Haldun’un bir sözü var; “Anne bir okuldur, eğer onu iyi hazırlarsan, gereken olan bütün kozları verirsen sağlam temelleri olan bir toplum yaratırsın.”

Türkiye’de tutuklu kadın politikacılar var. Onlar için bir çalışma yürütüyor musunuz?

Bazı açıklamalar yaptık. Bunları internet sitemizde görebilirsiniz. CHP Sosyalist Enternasyonal’in üyesi. CHP de bu konuları gündeme taşıdı. Medyada olduğu gibi sosyal medyada da bu konuları etkili bir şekilde işliyor, gereken çalışmaları yapıyoruz. Bu konu bizim için en önemli konulardan biri. Dünyanın neresinde olursa olsun rahatsızlık verici bir şeyin, bir uygulamanın ucu bir kadına değiyorsa beni de rahatsız ediyor.

Cezaevindeki gazeteciler için neler söyleyeceksiniz?

Gazetecilerin tutuklanmaları kabul edilebilecek bir şey değil. Aslında haksız yere bu şekilde yapılan tutuklamaların kendisi suç. Bunları kabul edemeyiz.

Biraz da Tunus’u konuşalım isterseniz. Kadın hakları, kadın özgürlüğü açısından kadınların durumu nedir?

Tunuslu kadınların hikâyesi 1935 yılında başlar. Bugün yaşadığımız ortamı o günün kadınları inşa etti. Habib Burgiba gibi bir lidere sahip olmak da bizim için büyük şans idi. Tunuslu kadınlarımız 1962 yılında seçme – seçilme hakkını elde ettiler. 1973 yılında kürtaj hakkına sahip oldular. Kadın erkek eşitliğini öngören; çok eşliliğe son veren; kadına sosyal haklar, boşanma hakkı tanıyan yasalar çıktı.

Tunuslu kadınlar yönetim kademelerinde ne oranda yer alıyorlar?

Üniversite sınavlarında kadınların başarısı erkeklerden daha fazla. Ne var ki kadınların yarıdan fazlası iş bulamıyor. Maalesef tercihler erkeklerden yana kullanılıyor. Karar mercileriyle ilgili de durum farklı değil. Orada da aynı durum söz konusu. 2014 seçimlerinin ardından parlamentoya seçilenlerin yüzde 37’si kadın. Kadın ve erkek adaylarla ilgili yatay ve dikey anlamda yüzde 50 – yüzde 50 olmak üzere yeni bir kota sisteminde karar kılındı. Ancak kadınlar politikaya girmekte çok istekli olmuyorlar. Politikada yer almak isteyen kadın konusunda zorluk yaşanıyor.

Bütçeden eğitime ayrılan pay ne kadar?

Şu anda tam olarak hatırlamıyorum. Kültüre ayrılan pay son zamanlarda azaldı. Bunu kabul etmiyoruz.

Arap Baharı Tunus’tan başladı. Arap Baharı yaşayan birçok ülkede mevcut rejimin geriye gittiği görüldü. Tunus için neler söyleyebiliriz? Arap Baharı, Tunus’a ne getirdi, Tunus’tan ne götürdü?

Bizdeki Arap Baharı, diğer ülkelerdekinden çok farklı. Zor bir dönemden geçtik. 23 yıl süren bir diktatörlüğün ardından Yasemin Devrimi geldi. İnsanlar özgüven kazandı, ifade özgürlüğüne sahip oldu. Bugünkü anayasa kabul edildi. Dini devlet yok, sivil devlete, demokrasiye geçildi. Biz laik sözcüğünü kullanmıyoruz. Anayasamızın 2’inci maddesinde ayrım yapılmaksızın din ve inanç özgürlüğüne yer veriliyor. Çalışma hakkı, bireysel özgürlükler, engellilerin hakları, çocuk hakları, anayasada özellikle vurgulandı. Kanunların yeni anayasaya uygun hale getirilmesi için mücadelemiz hâlâ devam ediyor. Arap Baharı’nın yaşandığı diğer ülkelerden daha farklı sistemle sonuçlandı bizdeki Arap Baharı. Medeni bir toplum arayışı sayesinde oluyor bütün bunlar. Nobel Barış Ödülü’nün 2015’te Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü’ne verildiğini unutmayalım.

“Diyalog Dörtlüsü” nedir, ödül  gerekçesi ne şekilde açıklandı?

Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü, Tunus Genel İşçi Sendikası (UGTT), Tunus Sanayi, Ticaret ve Zanaat Konfederasyonu (UTICA), Tunus İnsan Hakları Birliği (LTDH) ve Tunus Avukatlar Barosu’ndan oluşuyor. Jürinin açıklamasında Diyalog Dörtlüsü’ne ödülün “Tunus’ta çoğulcu bir demokrasinin inşa edilmesine kararlı katkılarından dolayı verildiği” belirtildi.

Tunus’un şu andaki siyaset gündemini neler belirliyor?

Yolsuzluğa karşı mücadele veriyoruz, bu yolda önemli mesafe kaydettik.  Yolsuzluk, ülkemiz için büyük bir problem idi. Güvenlik konusu çözüldü, ülke güvenli hale getirildi. Siyaset gündemimizin iki ana başlığından biri yolsuzlukla mücadele, diğeri güvenliğin korunması

Antalya’ya ilk kez mi geldiniz?

Antalya’ya ilk kez geldim. Türkiye’ye de ilk kez geliyorum.

Antalya’yı nasıl hayal ediyordunuz, nasıl buldunuz?

Antalya’yı özgür insanların yaşadığı bir şehir olarak gördüm. Antalya sokaklarında gördüğüm özgürlük çok hoşuma gitti. 20 yıldır Antalya ile ilgili çok şey dinledim. Son 10 yıldır olumlu anlamda çok hızlı gelişmeler olduğunu gördüm. Antalya İstanbul’dan çok daha farklı.

Hangi açıdan?

İstanbul’a göre burada çok daha fazla özgürlük olduğunu, insanların çok daha özgür olduğunu hissediyorum. İnsanlar çok daha rahat, çok daha serbest. Atatürk’ün laiklik düşüncesinin burada daha fazla özümlendiğine, hayata geçirildiğine tanık oldum.

Kaleiçi’ni ve Kaleiçi Festivali’ni nasıl buldunuz

Kaleiçi Old Town Festivali saygıyla karşıladığım bir festival. Başarılı bir organizasyon. Tarihsel kültürü ortaya çıkarıp, insanları bu kültürle buluşturmak çok önemli. Şehirlerin günümüzde çok hızlı değiştiğini göz önüne aldığınızda buradaki binaların, tarihi yapıların korunması çok önemli. Bir kentin ruhunu ortaya çıkaran budur. Şehirlerdeki değişim bir takım değerlerin kaybolmasına da yol açıyor. Bu festival bu kentin tarihini ve hikâyesini sürdürmesine büyük katkı sağlıyor. Bu festival sayesinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen tarihi kentler temsilcileriyle de buluşma şansı elde ettik. Bu yolla tarihi kentlerle daha fazla köprüler kurulabilecektir. Önümüzdeki yıl Tunus’tan çok tanınmış bir tarihi kent delegasyonuyla  gelip, festivale katılabiliriz. İki ülkenin ortak bir geçmişi, ortak bir tarihi, benzer yanları var.

Tunus’un tarihi kentleri var mı? Hangileri?

Kayravan, El Cem, Dugga, Kartaca, Tunus’un tarihi şehirleri. Kayravan, Kayravan vilayetinin başşehridir. Kartaca harabelerinden getirilen taş ve sütunlarla yapılmış dünyanın ilk ve en büyük camisi burada bulunuyor. Kayravan UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Tunus’un başkenti Tunus’un merkezinde bulunan Tunus Medinası da UNESCO Dünya Mirası içinde yer almaktadır. Dugga da Roma İmparatorluğu’nun antik kalıntılarıyla ünlü bir şehir. Dugga, Roma kalıntılarının en iyi korunduğu şehir olarak değer görüyor. Tunus’un turizm merkezlerinden El Cem, Afrika kıtasındaki en etkileyici Roma dönemi harabelerine sahip. Kartaca Harabeleri UNESCO tarafından korunmaya alınmış yıkıntılardan oluşuyor. Tarihi kentler açısından oldukça şanslı bir ülkemiz var

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz