Ak Köprü’ye bakmaya gidiyoruz | Körfez Gazetesi
Antalyaspor’da kombine sevinci

Antalyaspor’da kombine sevinci

Döşemealtı’nın gururu İpek

Döşemealtı’nın gururu İpek

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

Robin van Persie gidiyor

Robin van Persie gidiyor

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Ak Köprü’ye bakmaya gidiyoruz
Ak Köprü’ye bakmaya gidiyoruz

Bugün yoğun bir gün olacak benim için. Antalya’dan gazeteci arkadaşlarla Menderes Türel’in Dim Çayı üzerine yaptığı Ak Köprü’yü görmeye gideceğiz. Büyükşehir Belediyesi yapımı biten köprünün fotoğraflarını geçti birkaç gün önce. Bir yakasında 3 şeritli yol, geniş bir kavşak ve peyzaj düzenlemesi; diğer yakasında ise daracık bir köy yolu. Araçlar bile dönmeye zorlanır diğer çıkışta. Fotoğraf […]

Bugün yoğun bir gün olacak benim için. Antalya’dan gazeteci arkadaşlarla Menderes Türel’in Dim Çayı üzerine yaptığı Ak Köprü’yü görmeye gideceğiz. Büyükşehir Belediyesi yapımı biten köprünün fotoğraflarını geçti birkaç gün önce. Bir yakasında 3 şeritli yol, geniş bir kavşak ve peyzaj düzenlemesi; diğer yakasında ise daracık bir köy yolu. Araçlar bile dönmeye zorlanır diğer çıkışta. Fotoğraf üzerinden yorum yaptık. Bakalım gerçeği nasıl? “4. Boğaz Köprüsü” diye verildi daha önce bazı gazetelerde. Hani Boğaz köprülerini filan görmesek inanacağız da, köyünün, ilçesinin, şehrinin dışına hiç çıkmamış vatandaş için akıl çelici olabilir bu söylemler. Son zamanlarda da bolca kullanılıyor. Mesela İstanbul’da yapımına başlanan üçüncü havalimanı için “dünyanın en büyük havalimanı” denilip durdu. Oysa yüzölçümü olarak 7’nci sırada… O da tamamı biterse tabii. Yolcu trafiği açısından bir şey söylemek ise şimdiden mümkün değil. İşletmeye alındığında göreceğiz.

Sağ siyasetin temel şiarı

Aynı şey Çanakkale Boğazı’na yapılan köprü için de geçerli. 2 kilometre uzunluğundaki köprüyü “dünyanın en uzun köprüsü” diye pazarladı Binali Yıldırım. Oysa Ruslar burnumuzun dibinde, kuzeyimizde Kırım’ı Rusya’ya bağlayacak 20 kilometrelik Kerç Köprüsü’nü bitirmek üzere. “İç siyaset” işte. Bir tek askere gitmek için köyünden dışarı çıkmış, ilçeye bile belirli günlerde inen insanımızı, vatandaşı kandırma, aldatma üzerine dayalı siyaset anlayışı. Antalya’da profesyonel otel yöneticiliği yapan bir tanıdığım, Turgut Özal’ın ANAP’ı kurmaya çalıştığı dönemlerden bir anısını anlatmıştı. ANAP’ın kuruluş toplantılarının önemli kısmı Side’de yapıldı. Bu dostumuz da o dönem şef garson. Masaya gelen gideni sevk ediyor. Bir ara Turgut Özal’ın şöyle söylediğini duyuyor: “Halkımıza hiçbir zaman yalan söylemeyeceğiz”. Bir süre es verdikten sonra da devam ediyor: “Ama bu doğruları söyleyeceğimiz da anlamına gelmiyor”.

Büyüme değil, kalkınma

Sağ siyaset böyle bir şeydir. Doğa katliamı, çevre katliamı, gökyüzü katliamı, sulak alanlar katliamı, dağların, tepelerin katliamı ‘kalkınma’ diye yutturulur millete. Oysa bunun adı ‘büyüme’ bile değildir. Kalkınma denilen kavram içinde gelişmişliği, eğitim düzeyini, kültürel yatırımları, bilim harcamalarını, insanların sosyal hayata ayırdıkları bütçeyi filan da kapsar. Bunlarla ölçülür yani. Bütün bunlarda sınıfta kalmış bir ülkenin köprü yaparak, yol yaparak, mermer ocakları işleterek, HES’ler kurarak, kuleler dikerek, tüneller açarak kalkınması söz konusu olamaz. Ancak ‘büyüyebilir’. Bu da konjonktürel bir büyümedir. Eğer büyümeyi bir artı değere, fazlalığa, varlığa dönüştüremiyorsanız ve bu varlığı da kalkınmaya aktaramıyorsanız sadece göz boyar, gariban halkın saf ve temiz aklına oynarsınız.

Kamu malının anlamı ne?

Neyse bugün Alanya yollarında olacağım. Gazipaşa ve Alanya’da Büyükşehir’in neler yaptığını göreceğiz. Doğru, faydalı, ihtiyaca yönelik her yatırımı alkışlamayı biliriz. Vatandaşın hayatını kolaylaştıran, geliştiren, ileriye götüren her girişim ilk bakışta saygıyı hak ediyor. İçinde hinlikler, götürmeler, cebe indirmeler, yolsuzluklar, usulsüzlükler varsa ortaya çıkartmak da hem yargının, hem yetkili kurumların, hem de biz gazetecilerin işi. Kamu malıyla zenginleşmek bu toprakların uzun süredir illeti. Kamu malı denilince insanlar tam olarak anlamıyor, bakanın, müsteşarın, genel müdürün malı zannediyor. Kamu malı benim, senin, tüyü bitmemiş yetimin, garibanın, köylünün, işçinin malı demektir. Bunu korumak hepimizin, ama hepimizin temel görevi… Neye bedel olursa olsun ve kim hangi yalanı sallarsa, hangi martavalı anlatırsa, hangi palavrayı sıkarsa sıksın.

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz