Acıklı dizi, acımasız seyirci | Körfez Gazetesi
Alanya’da orman yangını

Alanya’da orman yangını

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Dev yılbaşı ağacını çocuklar süslüyor

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Böyle bir şeyi hatırlamıyorum

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Başkan Tütüncü, öğrencilerle buluştu

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Eski mezunlar iş hayatını anlattı

Acıklı dizi, acımasız seyirci
  • NezihiBayık
    • Nezihi Bayık
    • nezihi@dr.com
    • 29 Haziran 2017 - 11:37:14

Kurtlar Vadisi dizisinin efsane karakteri Süleyman Çakır dizide öldürüldü…

Ölümünün ardından gıyabında cenaze namazı kılındı; Sivaslı hayranları gazeteye ilan verip “acımız büyük” diye duyurdular, Çakır’ın yani uydurma bir dizi karakterinin eş, dost ve akrabalarına başsağlığı dilediler; Bazı “duyarlı” vatandaşlarımız, dizide Çakır’ı öldüren Cerrahpaşalı karakterini oynayan oyuncuyu arabasından indirip dövmeye çalıştılar… Çakır ölmedi, gönüllerde yaşıyor!

***

Yine Kurtlar Vadisi’nde, Polat Alemdar vuruldu…

Daha öldü mü ölmedi mi belli bile değilken, Şanlıurfalı bir işadamı gazetelere tam sayfa ilan verdi: ‘Değerli büyüğümüz, fikir ve aksiyon adamı, örnek ve mümtaz şahsiyet, vatanı için gecesini gündüzüne katıp, Irak’tan, Filistin’e, oradan Suriye’de mücadelesini sürdüren kahramanımız, ağabeyimiz Polat Alemdar’ı Suriye cephesinde hain bir pusuda kaybetmiş bulunmaktayız. Fikirleriyle ufkumuzu açan, içimizdeki vatan ve millet aşkını pekiştiren değerli ağabeyimiz Polat Alemdar’a yüce Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı ve sabr-ı cemil diliyorum.’

***

Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni, oğlu Şehzade Mustafa’yı öldürttü…

Halk ayaklanmaya kalkınca, Şehzade’nin yeni değil 460 yıl önce öldürüldüğü açıklandı. Kanuni Sultan Süleyman’a beddualar edildi, “boynu altında kalasıca” denildi. Gazetecilerimiz, anlı-şanlı tarih profesörlerimize Şehzade’nin boğulma sahnesinin dönemin vakayinamelerine uygun çekilip çekilmediği sorarak gazetecilik görevlerini yerine getirdiler. Mustafa’nın Bursa Osmangazi ilçesi Muradiye Külliyesindeki türbesi, ölümünden 4,5 asır sonra ziyaretçi akınına uğradı. Bursalı bir vatandaşımız, savcılığa Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan, Rüstem Paşa ve isminin tespit edilmesini istediği diğer şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu. Bu isimlerin ‘Halkı kin ve nefrete sürüklemek’ ve ’Azmettirerek boğdurmak’ suçlarından yargılanmalarını, Osmanlı Hanedanının yaşayan bireylerinin şahit olarak dinlenmesini, Mustafa’nın kabrinin açılarak otopsi yapılmasını, Şehzadeye iade-i itibar yapılmasını istedi. “Şüphelilerin” adresini ’Topkapı Sarayı, İstanbul’ olarak gösterdi. Savcılık, başvuruda adı geçen ve haklarında suç isnat edilen kişilerin öldüğünü ve konunun zaman aşımına girdiğini belirtti. Kovuşturmaya yer olmadığa karar verdi.

***

Bu örnekler kadar olmasa da, halkımız televizyon dizilerinde bazen Aşk-ı Memnu’nun Bihter’inin ölümüne ağladı, bazen Muhteşem Yüzyıl’da Rüstem Paşa’nın idamına dövündü, bazen Behzat Ç.’deki savcı Esra’nın öldürülmesi izleyicilerde derin bir yara açtı, bazen Medcezir dizisindeki Ender karakterinin ölümüyle yıkıldı. Acılarını internette, sosyal paylaşım sitelerinde haykırdılar, gazeteler bu ölümlerle ilgili günlerce, sayfalarca yazılar yazdılar!

***

İki insanımız, akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın KHK ile alındıkları görevlerine dönmek için başlattıkları açlık grevi 110 günü geçti. Ölüyorlar!

İki eğitimci, açlık grevlerinin 78. Gününde tutuklanmışlar ve İçişleri Bakanı tarafından ‘terör örgütü üyesi’ olmakla, “Gece yiyip, içip, ertesi sabah 9’da açlık grevi yaptıkları yere gitmekle” suçlanmışlardı.

***

Henüz yargı tarafından suçlu bulunmadılar. Açlık grevinde kritik noktayı geçen ve tutuklu bulunan iki insanın serbest bırakılması, görevlerine iade edilmesi ve hepsinden önemlisi yaşamaya devam etmeleri için Twitter’da açılan konu başlıklarına yapılan yorumlardan bazıları şöyle:

“Ölüm orucu olsaydı 100 günde gebermiş olmaları gerekirdi.”… “Teröristleri mi savunacağız?”… “Hevesle bekliyorum, gebererek bayramı bize yaşatsınlar”… “Devletimiz bunları terörist ilan etti. İdam edilmeleri gerekir ki adalet gelmiş olsun”… “Ölmez bu namussuzlar”… “Geberseler daha güzel bayram olur”… “15 Temmuz gazi ve şehitleri için bu kadar haber yapmadınız”… “Devletim ve reisim gereğini yapar hiç tasalanmayın”… “Bir gece ansızın gelebiliriz. Hainlerin sözcülüğünü yapanların da haddini bildiririz”… “Gebersinler vatan hainleri”… “Devletin işi gücü yok mu da iki teröristle uğraşacak, gebersinler”… “Gerçek olsaydı şimdiye kadar niyazi olmuşlardı. Kaçırmışlar arada kebap lahmacun falan”… “Darısı diğer teröristlerin başına”… “Devletime laf etmeyin lan. Devlet mi dedi o teröristlere aç kalın diye. Kes edebiyat yapma vatan haini”… “Daha gebermedi mi onlar? İyi dayanmış teröristler”… “Gece herkes yatarken ye atıştır, gündüz açlık çekiyormuş gibi davran pampa”… “Hadi ya çok üzüldüm. Eylemlere katılamayacaklar mı şimdi? Meydanlar öksüz kaldı”… “Cehenneme odun lazım”… “Özgürlükler ülkesindeyiz, ölen ölür kalan sağlar bizimdir”… “Bunların DHKP-C adına çalıştığını ve çeşitli suçlardan serbest bırakıldığını İçişleri Bakanı açıklamıştı zaten.”… “(Ramazanda) Oruç tut desen tutmaz bunlar.”… “Bana ne, ölene kadar yolları var”… “Ölseler de kurtulsak. Devlete yük oluyorlar hala”… “Kendi yaşam hakkını kendi yok etmek bir Müslüman’a yakışmaz”… “Geberip gitsinler. Tohumlarına para mı saydık?”…

(Küfür içeren birçok mesajı ya buraya almadım, ya da biraz yumuşatarak yazdım. İmla hatalarını ve cümle düşüklüklerini hafifçe düzelttim.)

***

Meşhur Alman Felsefeci Arthur Schopenhauer, birisinin zarar görmesinden mutlu olmaya “Schadenfreude” (Kötü olay sevinci) adını veriyor ve bu duyguyu şöyle tanımlıyor: “Kıskançlık hissetmek insancıldır, birinin zarar görmesinden mutlu olmak, bunun tadını çıkarmak ise şeytancıldır.”

***

Berkin Elvan, bir televizyon dizisinin küçük, karakaşlı, kara gözlü çocuk artisti olsaydı, ekmek almaya giderken kafasına yediği plastik mermi ile öldürüldüğünde halkımız nasıl dövüne dövüne ağlar, aylarca yas tutar, meydanlarda annesini falan da yuhalamazdı!

Ali İsmail Korkmaz, bir gençlik dizisinde özgürlük isteğiyle kanı kaynayıp sokaklara fırlayan üniversite öğrencisi rolündeyken, tekme ve sopalarla dövülerek öldürülseydi; Bu millet onu öldürenleri affeder miydi?

Anlaşılan bazılarımızın “insan” olduklarını hatırlayabilmeleri için, gerçek dramların televizyon haberi olarak değil, televizyon dizisi olarak anlatılması gerekiyor!

***

İleride Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yaşadıklarını anlatan bir televizyon dizisi yapılırsa…

Bugün “gebersinler” diye mesaj atan “vicdanlı” vatandaşlarımız, iki eğitimciyi oynayan artistler adına fan kulüp kurarlarsa, hiç şaşırmayın!

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz