92. Gün | Körfez Gazetesi
Antalyaspor’da kombine sevinci

Antalyaspor’da kombine sevinci

Döşemealtı’nın gururu İpek

Döşemealtı’nın gururu İpek

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

TFF’den Başkan Çalık’a teşekkür ziyareti

Robin van Persie gidiyor

Robin van Persie gidiyor

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

Muratpaşa’nın şampiyon jimnastikçileri

92. Gün
  • MustafaKoç
    • Mustafa Koç
    • mimkoc@gmail.com
    • 22 Haziran 2017 - 11:31:10

 

“92. Gün” bir kitap adı. Yazarı Sebahattin Selim Erhan. Bir 12 Eylül romanı olarak da okuyabileceğiniz 92. Gün’ün kahramanı Süleyman Toklu adında Antalyalı bir devrimci. 12 Eylül dönemi olarak da adlandırabileceğimiz 80’li yıllar, o yıllarda gençlik çağlarını yaşamış bir kuşak için, işkenceleriyle olduğu kadar direniş öyküleriyle de belleklere kazınmış yıllar. 12 Eylül’ün siyasi şubelerindeki direniş öykülerinden biri Antalyalı devrimci Süleyman Toklu’ya ait. Sebahattin Selim Erhan, Toklu’nun 92 gün süren gözaltı günlerini merkezine koyduğu kitabında bu öyküyü anlatıyor.

 

TARİHE BIRAKILMIŞ BİR BELGE

Kapak yazısında imzası bulunan Fatoş Örer, “Tarihe bırakılmış bir belge, bir tanıklık” diye söz ediyor 92. Gün’den. “12 Eylül döneminde Ankara DAL veya İstanbul Gayrette’den geçen herkes Süleyman Toklu efsanesini duymuştur. Sebahattin Selim Erhan her çeşit işkencecinin / sorgucunun pes ettiği bu inanılmaz süreci kaleme alırken bize bir kahramanlık hikâyesi olarak sunmuyor. Olayın her iki tarafını da anlamlandırmaya, anlatmaya çalışıyor. Bu sürece giden yolu, bu direncin kaynakları olarak da ele alıyor, resmi tam olarak anlamamızı sağlıyor” diyor.

 

MÜTEVAZILIK İÇİNDE SUNULAN BİR HİKÂYE

Birgün Gazetesi’nin Kitap ekinde yer alan tanıtım yazısında Haşim barış da benzer şeyler söylüyor 92. Gün için. “12 Eylül koşullarında yaşanmış, insan iradesinin sınırlarını zorlayan bir direnişin, onurun, efsanevi öyküsünü, tüm yönleriyle ele alan yazar olayı bize bir kahramanlık hikâyesi olarak değil, mütevazılık içinde sunuyor… İnsanları tanrılaştırmadan, hak ettikleri tarihsel tanıklığa halel de getirmeden bu dereyi geçmek zor bir şey. Sebahattin bunu başardı” diyor, “Düşlerin tutsak edilemeyeceği bir dünya” başlığını taşıyan yazısında Barış.

 

ÖNSÖZ AHMET TELLİ’DEN

  1. Gün’ün Önsöz’ünde Şair Ahmet Telli’nin imzası var. “Yoksulluğun dibinden gelip kararlı, inançlı bir devrimci oluşun hikâyesi belki birçoğumuzun da hikâyesidir. Ama Süleyman’ın biricikliğini belirleyen şey, onunla kardeşlik duygusunu paylaşanların kalbidir. Bazı insanlarla aynı çağda yaşamak gurur verir; bazılarıyla ise aynı zaman diliminde, aynı ortamlarda olmak, hatta onları tanımak gurur, haysiyet kazandırır. Süleyman Toklu benim için, bizim için böyle bir değerdir; efsanesi yarınlara ışık tutacaktır.” Süleyman Toklu efsanesine Telli’nin yaptığı yorum da bu şekilde.

 

HİKÂYENİN O KISMI DA ATLANILMAMIŞ

12 Eylül öncesi” denilen yıllar. O yıllarda devrimciler arasındaki kavgalar, devrimcilerin birbirini vurup kırması “normal” kabul edilen olaylardandır. Süleyman’ı bir başka gruptan arkadaşları vurmuştur. Bunu herkes biliyordur; ama Süleyman’ı kimin vurduğunu kendisinin dışında kimse bilmiyordur. 12 Eylül’ün işkencecileri Süleyman Toklu’ya sadece yoldaşlarını değil, kendisini vuran kişileri ele vermesi için de işkence yaparlar. Toklu, kendini vuranları, vurmakla yetinmeyip yerde yatarken kurşun sıkmaya devam etmekten imtina etmeyenleri de ele vermemek için direnir; 92 gün boyunca her türlü “teknik”in uygulandığı işkencelere dayanır, katlanır. 92. Gün’de efsanenin bu bölümü de atlanılmamış. Süleyman Toklu’nun hikâyesi dramatik olduğu kadar ironik de bir hikâye anlayacağınız. Paraya kıyıp bu güzel kitaptan edinmeniz, 68’li – 78’li yıllar da denilen yılların siyasal atmosferi ve siyasal tarihine farklı cephelerden bakma şansı da sağlayacaktır size.

  • Etiketler
  • Yorumla
KÖŞE YAZILARI
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz