70 yılda bir arpa boyu yol | Körfez Gazetesi
Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Tuğrulhan Erdemir’den muhteşem başlangıç

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Korkuteli Belediyespor’da birlik ve beraberlik yemeği

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Efsaneler Kupası Galatasaray’ın

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Paşa’nın Meleklerinde hedef seriye devam

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

Kepezspor, Ereğli’ye hazırlanıyor

70 yılda bir arpa boyu yol
  • İdrisÖZYOL
    • İdris ÖZYOL
    • iozyol@gmail.com
    • 1 Ağustos 2017 - 09:49:03

4 Aralık 1945… İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden 7 ay sonra. İsmet İnönü’nün Milli Şef, CHP’nin ‘Tek Parti’ olduğu günlerde, sol eğilimli Tan gazetesi sağcı, muhafazakar, faşist bir güruh tarafından basıldı. Gazetenin matbaa makinesi parçalandı. Saldırın fitilini Hüseyin Cahit Yalçın’ın Tanin gazetesindeki “Kalkın ey ehli vatan” yazısı yakmıştı. Stalin’in İstanbul ve Çanakkale boğazlarını istediği iddiasıyla kışkırtılan gençler arasında Süleyman Demirel, Turgut Özal gibi Türk siyasetinin sonraki döneminin önemli aktörleri de vardı. ‘Milli irade’ öyle bir noktaya gelmişti ki, Rus salatası bir gecede Amerikan salatası oldu. Tan ismini taşıyan mağazalar, restoranlar Şan’a dönüştü. Galatasaray’daki Rus Pazarı, R’yi atarak Us Pazarı diye uyandı sabaha. O günlerde içinden ülke bayrakları çıkan bir çiklet markasına SSCB bayrağı yüzünden soruşturma açıldı. Portakalı orak çekiç şeklinde soyuyor diye insanlar gammazlandı. Üzerinde orak-çekiç resmi olan gaz tenekeleri suçlu ilan edildi.

Olan sürahiyi tutana oldu

15 Temmuz 2016… Dinci faşist bir darbe girişimi yaşandı ülkede. Devlet içinde 30 yıldır yatay, son 15 yıldır da dikey olarak örgütlenen dinci bir yapı, gerici bir güruh, insan düşmanı, halk düşmanı, özgürlük düşmanı, emek düşmanı, aydınlık olan her şeyin düşmanı hain bir çete iktidarı silah zoruyla ele geçirmeye kalkıştı. Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Kozmik Oda, KCK, ÇHD operasyonlarında yaptıkları darbe girişimi başarılı olsaydı yapacaklarının teminatıydı zaten. Bu yapıya, devletin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmiş bu örgüte karşı kararlı ve el birliğiyle mücadele yürütüleceği havası oluşmuştu başta. Fakat önce sermaye ayağında gelgitler, ardından da siyasi ayağında inkar başladı. Fetullah Gülen’le aynı masada oturan Burhan Kuzu, Hüseyin Gülerce, Fehmi Koru ellerini kollarını sallayarak dolaşırlarken, iş o masanın köşesinde elinde sürahiyle dikilen hizmetliyi içeri atmaya dönüştü.

Haber izlememenin cezası

Bugünlerde daha da tuhaf, trajikomik bir durum yaşanıyor. Marmaris baskınına katılanların yargılandığı davada sanıklardan biri üzerinde ‘Hero’ yazan tişört giydi diye sokaklarda cadı avı başlatıldı resmen. ‘Hero’ yazılı tişörtle sokağa çıkanı, işe gideni gammazlıyor millet. Hatta ‘Parttime Hero’ yazılı tişörtlere kadar geldi mevzu. Oysa bu ‘Hero’ tişörtleri De Facto adlı firmaya ait. AKP’ye yakın bir isme ait olan De Facto, ‘Hero’ tişörtlerinin satışını durdurduğunu açıkladı. Üretene, satana hesap soran yok; indirimden alıp sırtına geçirene kelepçe. Dahası o tişörtün cezaevine nasıl sokulduğu da bir muamma. Belki birileri gerçekten bilinçli olarak, mesaj vermek için giyiyorlardır; ama çoğunun haber bile izlemeyen asosyal, apolitik şahıslar olduğu da ortada. Haber izlememenin ceremesini çekiyorlar.

Beni buldular, mesele bitti

Antalya’da da en son beni hakim karşısına diktiler, olay bitti. O günden beri ne FETÖ operasyonu kaldı, ne gözaltı haberleri, ne yazı, ne çizi. Bütün bu hayhuyun, hengamenin, vaveylanın gelip bulduğu kişi ben oldum netice itibarıyla. Fakat FETÖ ateşiyle buğulanan camı sildiğimizde AKP içindeki iktidar, ikbal, çıkar kavgaları görünmeye başladı. FETÖ’nün AKP’de uzantısı yok, siyasi ayağı yok deniyor; ama parti içinde derin bir kavganın da varlığı herkesin malumu. İktidarı yalamayı seven beslemeler her ne kadar bu çatırtıyı, çatlamayı, kırılmayı, dökülmeyi araştıranların üzerine çullanmaya yeltenseler de görünen köy kılavuz istemiyor. Zaten bu bahsettiğim güruhun kılavuzluğuna güvenen de yok. 3-5 kişinin okuduğu, takip ettiği, goygoy yaptığı bir çıkar zümresi, cepçi tayfası. Bütün bu gürültü patırtı içinde elbette aklıselim ağır basacaktır. Demokrasinin, adaletin, hukukun, özgürlüğün, insan haklarının, barışın, birliğin, dirliğin, bütünlüğün yanında olanlar kazanacak. Toplumsal şizofreni, paranoya bir noktada makule dönüşecek, iyileşecek, sağalacak, doğru çizgiyi bulacak ve Türkiye demokrasi yolculuğuna kaldığı yerden devam edecektir. Haydi!

  • Etiketler
  • Yorumla
ARŞİV
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz